On sekizinci yüzyılda Osmanlı Devletinde yetişen büyük âlimlerden. İsmi Muhammed, künyesi Mevlânâ Ebû Sa’îd’dir. Hâdim’de doğduğu için Hâdimî nisbesi ile tanınmıştır. 1701 (H. 1113) deHâdim’de doğdu. 1762 (H. 1176) de vefât etti.Kabri Hâdim’dedir. Babası Horasan illerinden olan Buhârâ’dan Anadolu’ya gelip, Hâdim’de yerleşen bir âileye mensuptur. Babası pekçok âlim yetiştirmesi sebebiyle Fahr-ur-Rum (Anadolu’nun medâr-ı iftihârı, kendisiyle övündüğü) nâmı ile tanınan Kara Hacı Mustafa Efendidir.
31 Aralık 2011 Cumartesi
HADİS Hakkında Bilgi
Alm. Tradition, Überlieferung (f), Fr. Tradition, Parole (f), İng. Tradition, Hadith. Lügatte, “söz, haber, yeni şey” mânâsına gelen bir kelime. Dînî bir terim olarak hadis, “Peygamberimizin sözleri, işleri, halleri” demektir. Hadis, “sünnet” kelimesi yerine de kullanılır. Hadîs-i şerîfleri anlatan ilme “ilm-i hadîs (hadîs ilmi)” bu ilimle meşgul olan büyük âlimlere de “muhaddis” denir. “Usûl-i hadîs” isminde başka bir ilim daha vardır ki, bu ilmin usûlleri, metodları ile, hadîs-i şerîflerin nevileri (çeşitleri) ayırt edilir. Mütevâtir, meşhur, sahih, hasen, merfû, müsned, mürsel, zaîf, mevdû’ ve daha birçok hadîs çeşitlerinin ayrı ayrı ve uzun târifleri, izahları, tesbitleri kitapları doldurmaktadır. Her bir hadisin şartları, kayıtları vardır. Bu geniş bilgiler, ancak usûl-i hadîs ilminde ictihad derecesine yükselen büyük âlimlere mahsustur. (Bkz. İctihad)
HÂFIZ AHMED PAŞA Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂFIZ AHMED PAŞA Kimdir? Hakkında Bilgi
Osmanlı veziriâzamı. 1564’te Filibe’de doğdu. Bir müezzinin oğluydu.
On beş yaşında İstanbul’a gelip Enderun’a alındı. Uzun seneler saray hizmetinde bulundu. Sultan Birinci Ahmed Han zamanında müsâhib ve doğancıbaşı oldu. 1607’de vezirlik verilerek kapdân-ı deryâ tâyin edildi. 1609’da Şam, daha sonra Van, Erzurum, Bağdat ve Anadolu eyâletleri vâliliklerinde bulundu. Bilâhare tâyin edildiği Diyarbekir vâliliği sırasında, Bağdat’ta isyân eden yerli kullar kumandanı BekirSubaşı üzerine serdar tâyin edildi. Fakat Bekir Subaşı ihânet edip Bağdat’ı teslim için İran Şahına adam gönderdi. İran ordusunun yaklaştığını gören Hâfız Ahmed Paşa, Bekir Subaşı’ya vâlilik verip Diyarbekir’e çekilmek zorunda kaldı. İran Şahı şehri işgâl edip yağmalattı. Hâfız Ahmed Paşa, 1625’te veziriâzam ve İran üzerine gönderilen orduya serdâr tâyin edildi. Bağdat’ı sekiz ay kuşattı. Ancak Şah’ın da yardıma gelmesi, Osmanlı ordusunu iki ateş arasında bıraktı. Serdar açlık ve sıcaktan bunalan askerin isyâna varan tepkisi karşısında zafere çok yaklaştığı bir sırada kuşatmayı kaldırmak mecburiyetinde kaldı. Bağdat’ı alamadan geri çekilmesi, Hâfız Ahmed Paşanın sadâretten azline sebeb oldu (1627).
HÂFIZ OSMAN EFENDİ Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂFIZ OSMAN EFENDİ Kimdir? Hakkında Bilgi
Osmanlı âlim ve hatâtlarından. İsmi, Osman olup, 1642 (H. 1052) târihinde İstanbul’da doğdu. Babası Haseki Câmii müezzini Ali Efendidir. 1698 (H. 1110) târihinde İstanbul’da vefât edip, müdâvimi olduğu Kocamustafapaşa’daki Sünbül Efendi Dergâhı bahçesine defnedildi.
Küçük yaşta Kur’ân-ı kerîmi ezberlediğinden Hâfız Osman adıyla anılmaya başlandı. Kur’ân-ı kerîme karşı hürmet ve edebi ile dikkati çekti. Sadrâzam Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa tarafından himâye edildi. İstîdâd (kâbiliyet) ve hevesi dikkate alınarak, hat ustalarından Derviş Ali Efendiden ders alması temin edildi. O da ileri gelen talebelerinden Suyolcuzâde Eyyûblü Mustafa Efendiye havâle etti. Suyolcuzâde’den “aklâm-ı sitte” (altı yazı) adı verilen sülüs, nesih, muhakkak, reyhânî, tevkî ve rik’a yazı şekillerini öğrenip icâzet aldı.
HÂFIZ-I POST Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂFIZ-I POST Kimdir? Hakkında Bilgi
Bestekâr, hattât, şâir. 1630 senesinde doğdu. Asıl adı Mehmed’dir. Genç yaşta hâfız oldu. Hacca gitti. Dönüşte Tophâneli Mahmûd Efendiden hat derslerine devâm ederek, icâzet aldı. Kasımpaşalı Ömer Efendiden mûsiki öğrendi. Tanbûrî, hânende olarak geniş şöhret sâhibi oldu. Dîvân-ı Hümâyûnda kâtiplik yaptı. Kâğıt emini oldu. Aynı zamanda şâirdi. Bâzı tezkirelerde şiirlerine rastlanmaktadır. Itrî’den sonra en çok parça besteleyen mûsiki-şinas olarak tanınır.
HÂFIZ-I ŞİRÂZİ Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂFIZ-I ŞİRÂZİ Kimdir? Hakkında Bilgi
Büyük İslâm şâiri. Adı Şemseddîn bin Kemâleddîn’dir. 1318 (H. 720)de Şiraz’da doğdu.
Küçük yaşta Kur’ân-ı kerîm okumayı öğrendi. Çeşitli kırâatlara göre okuduğu rivâyet edilir. Tefsir ve gramer ilmiyle meşgul olmuş ve bâzı kitapları incelemiştir. Kelâm ve fen ilminden bahseden meşhur Mevâkıf adlı eseri iyice incelemiş ve zamânının medrese tahsilini tamamlamıştır. Yazdığı şiirler, Seyid Kâsım Envar tarafından toplanmış ve Dîvân hâlinde basılmıştır. Şiirleri gazel türünden olup, sâde, daha çok dervişâne, âşıkâne ve tasavvufîdir. Şiirlerinde Allahü teâlâya, Peygamberimize, sallallahü aleyhi ve sellem, evliyâya ve İslâmiyete karşı duyduğu derin muhabbet ve sevgiyi hâlisâne bir dil ile anlatmıştır. Nakşibendî yoluna mensup olduğu rivâyet edilir. Gazellerinde, Ahmed Câmi, Kemâleddîn Ebü’l-Vefâ gibi tasavvuf âlimlerinin isimlerine yer verir. Hâfız’ın Dîvânı, kendisinin zamanındaki hükümdâr ve vezirler ile olan münâsebetlerini anlamak için zengin bir kaynaktır. Dîvân çeşitli dillere çevrilmiştir. Türkçeye de Bosnalı Sûdi, Şem’i ve Surûrî tarafından çevrilmiştir. Bunlardan başka, Türkçeye çevirenler de olmuş ve şerhleri yapılmıştır.
HAFRİYAT Nedir? Hakkında Bilgi
HAFRİYAT Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Ausschachtung (-en pl.) (f). Fr. excavation (f), İng. Excavation (s). Toprak, taş veya kayalık zeminleri kazma, taşıma, yumuşatma gibi ameliyelerle şekillendirme işi. Karayolu, baraj, demiryolu, madencilik ve bina inşaatı gibi projelerin önemli bir kısmı hafriyattır. Zamanımızda büyük hafriyatlar genellikle modern makina ve taşıtlarla yapılmaktadır. Hafriyatta değişik maksat ve şartlarda çalışan çeşitli iş makinaları kullanılmaktadır.
Yükleyiciler: Önlerinde geniş bir kova bulunan paletli yâhut lâstik tekerlekli hafriyat makinalarıdır. Hidrolik kumandalı ön kovaları aşağı yukarı eğilip kalkabilir. Yükleyicinin öne hareketi ile toprak, moloz vs. dolan kova kaldırılıp kamyon veya uygun yer üzerine aşağı eğilerek boşaltılır. Umumiyetle kayalık, beton, moloz gibi engebeli arazilerde paletli yükleyiciler, düzgün zeminlerde ise tekerlekli yükleyiciler kullanılır. Lâstik tekerlekli yükleyicilerin arkasına bâzan bir hidrolik kepçe takılır.
HAK Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Recht (n), Gerechtigkeit (f), Wahrheit (f), Fr. Droit (m), Justice (f), İng. The right, Justice, Equity, Law, Truth. Kullanıldığı yerlere göre, çeşitli mânâlara gelen bir kelime. Hakîkat ve hukûk kelimeleri de hak kelimesinden türemiştir. Dinde de hak bâzı mânâlara gelir:
1. Allahü teâlânın esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden) biri. Vâcib-ül-vücûd, yâni varlığı lâzım olan, hiç yok olmayan, dâimâ var olan ve kendisinden başkası yaratmaya lâyık olmayan, demektir. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: “...Allah, Hak’tır. (Müşriklerin) Allahü teâlâdan başka taptıkları bâtıldır (yok olucudur).” (Hac sûresi: 62)
HÂKAN Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Herrscher, Sultan (m), Fr. Souwerain, monarque sultan (m), İng. Khan, Sultan; emperor. Eski Türk ve Moğol imparatorlarına verilen ünvan. Osmanlı pâdişahları hakkında hürmet için kullanılan ünvanlardan biri. Eski Türk devletlerinde büyük han veya hanlar hanı karşılığı olarak kullanılır, bâzan imparator anlamına gelirdi. Avrupa dillerinde imparator, kayser; Fars dillerinde pâdişâh, hükümdâr; Arap dilinde sultân, melik sözlerinin karşılığıdır. Eski Türkçe kağan sözünden türemiştir. Türk, Moğol ve Tatar hanları, Çin İmparatorlarına gâlip gelip müstakil olunca hakan ünvanını kullanırlardı.
İslâmiyetin kabûlünden evvel hâkanlık, Türkler için çok ulvî bir mevkı idi. Türkler, hâkanlarını inandıkları tanrının yeryüzünde vekili, bütün milletin öz babası, büyük velînimet sayarlardı. Hâkanın huzuruna çıkan eğilir, huzurlarında aslâ yüzüne bakamazlar, hâkan müsâade etmedikçe oturamazlardı. Bu ünvânın, Osmanlı Devletinde son pâdişâha kadar kullanılmasına devam edildi.
HAKAS MUHTARİYETİ Nedir? Hakkında Bilgi
HAKAS MUHTARİYETİ Nedir? Hakkında Bilgi
Güneydoğu Sibirya’daki Krasnoyarsk bölgesinde Rusya Federasyonuna bağlı bir Türk muhtar bölgesi. Yenisey Irmağının yukarı kesimindeki geniş Minusinsk Havzasının batısında yer alır.
Hakas bölgesinde Kırgız kökenli Türk boyları yaşar. Bu boylar için M.Ö. 2. asırda ilk defa Çinliler, bu ismi kullanmışlardır. Kırgızlar (Hakaslar) M.S. 4. asra kadar Çinliler ile yakın ilişkide bulundular. Altıncı asırda Göktürkler ile uzun süren savaşlar yaptılar. Sekizinci asırda Yenisey Irmağı boylarından Sibirya’ya kadar uzanan bozkırlarda yarı bağımsızlıklarını kazandılar. Cengiz Han döneminde Kırgızların yaşadığı bölge Moğol eyâleti oldu. On altıncı asırda dağılan Kırgız boyları, Kalmuk-Oyrat Hanlığına vergi vermek mecburiyetinde kaldılar. Ondokuzuncu asırda Rus Çarlığının sömürgesi hâline gelen bölgede verimli topraklar Ruslara dağıtıldı. 1917 devriminden sonra Yenisey Türkleri ve Minisun Tatarları Hakas adını kabul ederek, M.Ö. 2. asırdan beri ayrı bir millet oldukları tezini ortaya attılar. Yaşadıkları bölgeye Hakasya ismini verdiler. 1930’da Hakas Özerk Bölgesi kuruldu. Eski Sovyetler Birliğinin 1991’de dağılmasından sonra Rusya Federasyonuna bağlı bir muhtar bölge olarak kaldı.
HÂKİM İMÂDÜDDÎN ŞÎRÂZÎ Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂKİM İMÂDÜDDÎN ŞÎRÂZÎ Kimdir? Hakkında Bilgi
İran’da yetişen tıp âlimlerinden. İsmi, İmâdüddîn bin Mes’ûd Şîrâzî’dir. İmâdüddîn Şîrâzî, 1515 (H.921) senesinde doğup 1592 (H. 1000) yılında vefât etti.
Âile mesleği olan tıp tahsîlini tamamladıktan sonra, Şirvan Vâlisi Abdullah Hân İstâclî’nin emrine girdi. Daha sonra Şah Tahmasb’ın (1524-1576) emriyle Meşhed’de İmâm-ı Ali Rızâ’nın kabrine yakın kurulan hastânede çalıştı.
HAKÎM SÜLEYMÂN ATÂ Kimdir? Hakkında Bilgi
HAKÎM SÜLEYMÂN ATÂ Kimdir? Hakkında Bilgi
Mutasavvıf, hikmetler şâiri. Türkistan’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Ahmed Yesevî hazretlerinin ileri gelen talebelerindendir. Süleymân Bağırgânî olarak da bilinir.
Süleymân Hakîm Atâ, küçük yaşta Kur’ân-ı kerîmi okumaya başladı. Kur’ân-ı kerîmi hürmetle başında taşır ve hiç sırtını dönmezdi. Bir gün Ahmed Yesevî hazretleri bu hâlini gördü çok hoşuna gitti. Kur’ân-ı kerîm öğretmek için yanına aldı.
HAKÎM-İ TİRMİZÎ (Muhammed bin Ali) Kimdir? Hakkında Bilgi
HAKÎM-İ TİRMİZÎ (Muhammed bin Ali) Kimdir? Hakkında Bilgi
Velî ve büyük hadis âlimi. İsmi, Muhammed bin Ali bin Hasan bin Bişr ez-Zâhid, künyesi Ebû Abdullah’tır. Doğum târihi bilinmeyen Hakîm-i Tirmizî, doğum yeri olan Tirmiz’de uzun müddet kaldı. Sonra Belh’e gitti. Orda bir müddet kaldıktan sonra Nişâbûr’a geldi. 932 (H. 320) senesinde şehid edildi.
Hakîm-i Tirmizî; babasından, Kuteybe bin Sa’îd, Hasan bin Ömer, Sâlih bin Abdullah Tirmizî, Sâlih bin Muhammed Tirmizî, Ali bin Hucr es-Sa’dî, Yahyâ bin Mûsâ, Utbe bin Abdullah el-Mervezî, Abbâd bin Ya’kûb ed-Devrâk, Süfyân bin Vekî ile Horasan ve Irak’taki muhaddislerden hadîs-i şerîf öğrenmiştir. Yahyâ bin Mansûr el-Kâdı, Hasan bin Ali, Nişâbûr âlimleri ve daha pekçok âlim de ondan hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Pekçok kitâbı olan Hakîm-i Tirmizî, Ebû Türâb Nahşebî, Ahmed bin Hadraveyh ve İbn-i Celâ gibi evliyâ ile sohbet etmiş, berâber bulunmuş ve onlardan çok faydalanmıştır. Çok hadîs-i şerîf toplamış, zâhit ve âbit bir zât olan Hakîm-i Tirmizî’nin yazdığı kitapların ekserisi basılmıştır.
HAKKI DURSUN YILDIZ Kimdir? Hakkında Bilgi
HAKKI DURSUN YILDIZ Kimdir? Hakkında Bilgi
İslâm târihi sahasındaki eserleriyle tanınan ilim adamı. 1937 yılında Artvin’in Şavşat kazâsında doğdu. Babası Osman Efendi, annesi Seyhat Hanımdır. 1946 yılında başladığı tahsilini 1961 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun olarak tamamladı. 1966 yılında Mu’tasım Devrinde Abbâsî İmparatorluğu isimli teziyle Târih Doktoru pâyesini aldı. 1969-70 yılları arasında Fransa’da ilmî araştırmalarda bulundu.Kasım 1972’de Samerra Devletinin Sonuna Kadar İslâm Devletinde Türkler adlı teziyle Doçent oldu. 1979’da Profesör olan Hakkı Dursun Yıldız, 3 Eylül 1982 târihinde Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesine kurucu dekan tâyin edildi. 1992’de Marmara Üniversitesi Rektörü seçilinceye kadar bu görevi devam ettirdi. Üç aylık Rektörlük vazifesinden sonra 23 Ekim 1992 târihinde vefât ederek Zincirlikuyu Kabristanında defnedildi.
HALA SULTAN Kimdir? Hakkında Bilgi
HALA SULTAN Kimdir? Hakkında Bilgi
Kadın sahâbîlerden. İsmi bilinmemekte olup Ümmü Hırâm künyesi ile meşhurdur. Türkler tarafından Hala Sultan diye bilinmektedir. Babası Milhân bin Hâlid, annesi Mülkiyye binti Mâlik’tir. Hazrec kabîlesinin Neccâroğulları koluna mensuptur. Ensârın (Medîneli Müslümanların) büyüklerinden olan Enes bin Mâlik’in (radıyallahü anh) teyzesidir. Resûlullah efendimizin de teyzeleri tarafından akrabâsı olup süt teyzesidir. Bi’setten (Peygamberimize peygamberliği bildirilmeden) önceMedîne’de doğdu. 647 (H. 28) senesinde Kıbrıs’ta şehid oldu.
HALAY Nedir? Hakkında Bilgi
Anadolu’da 3-12 kişi tarafından oynanan halk oyunu. Halaylar bölge halkının özelliğine, eşlik eden çalgılara, halayın çıkış sebebine, oynanış şekline ve ezgilere göre değişik isim alır.
Halay daha çok davul, zurna eşliğinde bâzı yörelerde ise davul, zurna olmadan, oyuncuların söylediği ezgilerle de oynanır. Ege bölgesindeki halaylar saz ve diğer çalgı âletleriyle çekilir. Bâzı halaylar da def, darbuka ve klarnet eşliğinde oynanır.
HALDUN TANER Kimdir? Hakkında Bilgi
HALDUN TANER Kimdir? Hakkında Bilgi
Türk hikâye ve oyun yazarı. Son Osmanlı Meclis-i Meb’ûsânında İstanbul milletvekili olarak bulunan ve İstanbul Darülfünûn (Üniversitesi) Hukuk Fakültesi profesörlerinden Ahmed Selâhaddin Beyin oğludur. 1915 senesinde İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra yüksek tahsil için Almanya’nın Heidelberg Üniversitesine bağlı Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. Bir müddet sonra tüberküloza (vereme) yakalandığı için öğrenimini tamamlayamadan 1938’de Türkiye’ye döndü. 1950’de İstanbul Üniversitesi Edebiyât Fakültesi Alman Filolojisi ve Sanat Tarihi bölümünü bitirdi ve aynı fakültenin Sanat Târihi kürsüsünde asistan oldu. Sonra Viyana’ya giderek Mox Reinhardt Tiyatro Akademisinde okudu. Viyana tiyatrolarında reji asistanı olarak çalıştı. 1957’de tekrar Türkiye’ye döndü. Çeşitli fakülte ve yüksek okullarda tiyatro târihi dersleri verdi. Ayrıca Tercüman ve Milliyet gazetelerinde köşe yazıları yazdı.
HALEBÎ Kimdir? Hakkında Bilgi
On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda Halep’te yetişmiş Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi, İbrâhim bin Muhammed bin İbrâhim Halebî’dir. Halebî İbrâhim diye meşhur olmuştur. 1461 (H. 866) senesinde Halep’te doğdu. 1549 (H. 956) senesinde İstanbul’da vefât etti.
İlk önce ilim öğrenmeye doğduğu yer olan Halep’te başladı. Şam, Mısır ve İstanbul’a giderek oralarda bulunan meşhur âlimlerden tefsir, fıkıh, hadis, fıkıh usûlü gibi ilimleri öğrendi. Kırâat ilminde, Arap dili ve edebiyâtında da kendini yetiştirdi. Gittiği yerlerdeki tasavvuf büyüklerinin sohbetlerinde bulunarak evliyâlık yolunda ilerledi. Böylece hem din, hem de fen ilimlerinde yetişip zamânındaki âlimlerin büyüklerinden oldu.
HÂLET EFENDİ Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂLET EFENDİ Kimdir? Hakkında Bilgi
Osmanlı devlet adamlarından. 1760 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mehmed Said’dir. Hâlet Efendi denmekle meşhur oldu. Kırımlı Kâdı Hüseyin Efendinin oğludur.
Hâlet Efendi, Şeyhülislâm Şerif Efendinin yanında yetişti. Bir müddet Atâullah Efendinin sonra da rikâb-ı hümâyun reisi Mehmed Râşid Efendinin mühürdâr yamağı oldu. Bir müddet sonra Ohrili Mir-i Mirân Ahmed Paşanın hizmetine girdi. Burada da uzun süre kalamadı. İstanbul’a dönüp Galata Mevlevihânesi şeyhi meşhur şâir Gâlib Dede’nin dergâhına girdi. Sonra, deryâ tercümanı Kallimaki vâsıtasıyla Fenerli Rumlarla dostluk kurdu. Beylik kesedârı maiyetine girerek hâcegânlık rütbesi aldı.Kısa süre sonra baş muhâsebeci ve orta elçi olarak Paris’e gönderildi. Üç seneden fazla Paris’te kaldı. Akka’da Cezzâr Ahmed Paşaya yenilen Bonapart, mağlubiyetini bir türlü hazmedemediğinden Hâlet Efendiye yüz vermedi. 1807 târihinde İstanbul’a döndü. Divân-ı hümâyun beylikçiliğine bir süre sonra da rikâb-ı hümâyun reisliğine getirildi. Bu vazifesi sırasında İngilizlerle gizli ilişkisi olduğu ortaya çıkarılınca Kütahya’ya sürüldü ise de sonra İstanbul’a döndü.
HÂLETÎ (Azmizâde) Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂLETÎ (Azmizâde) Kimdir? Hakkında Bilgi
On altıncı asır Osmanlı âlim ve şâiri. Pîr Mehmed Azmi Efendinin oğlu olduğundan Azmizâde diye bilinir. 1570 senesinde doğdu.
Asıl adı Mustafa olan Hâletî, iyi bir medrese tahsîli görerek yetişti. Hoca Sa’deddîn Efendiden icâzet (diploma) aldı. Yirmi bir yaşında iken kırk akçe maaşla Hâce Hâtun Medresesi müderrisliğine (hocalığına) tâyin edildi. Birçok medresede ve Sahn-ı Süleymâniye’de müderrislik yaptıktan sonra 1602’de Şam, iki sene sonra da Kâhire kâdılığına (hâkimliğine) tâyin edildi. Mısır Emîr-ül-Ümerâsı Hacı İbrâhim Paşa, asker isyânı netîcesinde şehid düşünce onun yerine geçti. Fakat asâyişi temin edemediği için azledildi. İki sene açıkta kalan Hâletî, 1606’da Bursa kâdılığına getirildi. Bursa’nın, Kalenderoğlu tarafından kuşatılarak yağma edilmesinden sonra şehirden ayrılmak mecbûriyetinde kaldı.
HALI Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Teppich (m), Fr. Tapis (m). İng. Carpet. Renkli yün, ipek veya başka maddelerden yapılmış ipliklerden tezgâhta dokunarak evlerde kullanılan eşyâ.
Halıyı ilk dokuyan Türklerdir. Sekizinci yüzyılda İran yolu ile Avrupa’ya geçmiştir. Önce Fransa’da (732) halı dokunmaya başlanmış, sonra İspanya ve İngiltere’de halıcılık görülmüştür. İngilizler Türkiye’den Uşak halıları getirterek ve bunlardan istifâde ederek ülkelerinde halıcılığı geliştirmeye çalışmışlardır. Avrupa’da önce duvar halıları dokunup sonra halıcılığın gelişmesi ile yer halıları dokunmaya başlanmıştır.
29 Aralık 2011 Perşembe
HÂLİD BİN VELÎD Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂLİD BİN VELÎD Kimdir? Hakkında Bilgi
Eshâb-ı kirâmın veİslâm kumandanlarının büyüklerinden. İsmi Hâlid, künyesi Ebü’l-Velîd ve Ebû Süleymân’dır. Nesebi Hâlid bin Velîd bin Mugîre bin Abdullah bin Amr bin Mahzûn’dur. Annesi Lübâbe, Resûlullah efendimizin hanımı Meymûne’nin kız kardeşidir. Hazret-i Hâlid bin Velîd’in soyu, Mürre bin Kâb’da Peygamber efendimizinki ile birleşir. Kureyş’in ileri gelenlerinden ve kumandanlarındandır. Bütün Arap kabîleleri tarafından tanınır ve sevilirdi.
Bedr ve Uhud savaşlarında henüz Müslüman olmadığından düşman birliklerinden birinin kumandanıydı. Hudeybiye’de düşman tarafında bulundu. Peygamber efendimiz umre yapmak için Mekke’ye geldiğinde Hâlid saklandı. Peygamber efendimize görünmedi. Peygamber efendimiz Hâlid’in Müslüman olan kardeşi Velîd’e dönerek; “Hâlid nerelerde. Onun gibi birinin İslâmiyeti tanımaması, bilmemesi olmaz. Keşke o bütün gayret ve kahramanlıklarını Müslümanların yanında müşriklere karşı gösterseydi ne kadar hayırlı olurdu. Kendisini sever üstün tutardık.” buyurdu. Hâlid bin Velîd, Peygamber efendimizin bu sözlerini haber alınca İslâma meyli arttı.
HÂLİD BİN YEZÎD Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂLİD BİN YEZÎD Kimdir? Hakkında Bilgi
Kimyâ ilminin temelini atan büyük İslâm âlimi. İsmi, Hâlid bin Yezîd bin Muâviye’dir. Annesi Ümmü Hâşim binti Utbe, Abdimenâf oğullarındandır. Doğum târihi bilinmemektedir. 708 (H. 90) senesinde vefât etti.
Dedesi hazret-i Muâviye’nin tavsiyesi ile kimyâ ilmine yönelen Hâlid bin Yezîd, tıp ve astronomi gibi ilim dallarında da kendini yetiştirdi. Kimyâ ilmini tıbbın hizmetinde kullandı. Yâni hastalıklar için ilâç yapmakta kimyâ ilminden çok faydalandı. Zaman tâyini için yıldızların, ay, dünyâ ve güneşin hareketlerini incelemek sûretiyle kendini astronomide yetiştirdi. İslâm âleminde tatbîkî (uygulamalı) ilmi kurdu. İlk Müslüman kimyâcı olarak bilinen Hâlid bin Yezîd, ilmî çalışmaları yanında islâm dîninin emirlerine titizlikle uyar, yasaklarından şiddetle kaçınırdı. Gâyet fasih konuşurdu. Vaktinin bir kısmını insanlara vaaz ve nasîhatta bulunmak ve Peygamberimizin güzel ahlâkını anlatmakla geçirirdi. Humus’un meşhur câmiini o yaptırmıştır. Ömrünün sonunda zamânını insanlardan uzak olarak evinde geçirdi. Kendisini daha fazla ibâdete, okuma, araştırma ve eser yazmaya verdi.
HÂLİD ZİYÂ UŞAKLIGİL Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂLİD ZİYÂ UŞAKLIGİL Kimdir? Hakkında Bilgi
Türk romancısı. İstanbul’da 1868 yılında doğdu. Bir kolu İstanbul’da bir kolu İzmir’de olan köklü ve zengin bir âilenin çocuğudur. Babası Hacı Halil Efendidir. İstanbul’da Sıbyân Mektebini ve Fâtih Rüşdiyesinde (Askeri Rüşdiye) okudu. Âilesi ile İzmir’e taşındı. Bir râhib okuluna yazıldı. Fransızcayı burada öğrendi. Yazı yazma hevesi de burada başladı. Tahsil hayatı bittiği zaman 19 yaşındaydı.
1893’te İstanbul’a gidinceye kadar İzmir’de arkadaşlarıyla beraber Nevruz ve Hizmet gazetelerini çıkardı. Bir yandan da Fransızca öğretmenliği ve Osmanlı Bankasında muhâsiplik yaptı. 1893’te İstanbul’a geldi. Reji idâresinde memur oldu. Servet-i Fünûn yazarları arasına katıldı. 1908’de İttihat ve Terakkî Partisine girdi. Meşrutiyetten sonra Dârülfünûn’da hoca olarak çalıştı. Beşinci Mehmed Reşâd’ın mâbeyn başkâtibi oldu. Birinci Cihan Harbinde hükümet adına çeşitli memleketlerde (Avrupa’da) seyâhat etti. Cumhuriyet devrinde Yeşilköy’deki köşküne çekilip uzun ve verimli bir yazı dönemine girdi. Hâtıralarını yazdı. Konforlu ve râhat bir hayat sürdü. Yabancı dostlar edindi. Avrupayı ve alafranga yaşayışı yakından tanıdı. Kendisi de onlar gibi yaşadı. Düzenli bir âile hayatı vardı. Ancak oğullarının ölümü onu büyük bir üzüntüye düşürdü. İstanbul’da 1945 yılında öldü.
Z HARFI
Z HARFI
Türk alfabesinin 29. harfi ve Türkçede bu harfin işâret ettiği ses. Z, bir diş ünsüzüdür.
Z, ana Türkçeden beri bütün Türk dil ve diyalektlerinde kullanılan bir sestir. Göktürk alfabesinde bu ses için bir işâret kullanılmıştır. Arap alfabesine dayalı Osmanlı yazı sisteminde ise birbirinden ayrı üç çeşit “z” kullanılmıştır.
Z, Türkçe kelimelerin içinde ve sonunda yer alır: Azı, azık, kazık, yazık, kazan, yüzük, yaz, ayaz, dokuz, yüz, ikiz, semiz, kuduz, sazan, göz, öz gibi.
ZAFER NEDİR TÜRKLERİN KAZANDIĞI ZAFERLER NELERDİR
ZAFER NEDİR TÜRKLERİN KAZANDIĞI ZAFERLER NELERDİR
Alm. Sieg, Triumph, Fr. Victoire, İng. Achievement, victory. Savaşta kazanılan başarı. Düşmanın bozguna uğratılması. Uzun bir geçmişe sâhip Türk milletinin târihe altın harflerle yazılmış zaferleri vardır. Bu zaferler, neticesi îtibâriyle Türk milletinin vaziyet ve istikbâline yön vermiştir. Her zaferin ayrı bir neticesi vardır: Talas Zaferi Türklerin Müslümanlarla tanışması; Malazgirt Zaferi Türk’e Anadolu kapılarını açıp, kazandırması; Miriye Zaferi Anadolu’nun müdâfaası ve Otuz Ağustos Zaferi Türkiye’nin kurtarılması hususiyetini taşır.
Türklerin kazandığı en önemli zaferler şunlardır:
Talas Zaferi, Çinlilere karşı 751 Temmuzunda kazanıldı.
Malazgirt Zaferi, 26 Ağustos 1071’de Bizanslılara karşı kazanıldı. Miryakefalon Zaferi, 17 Eylül 1176’da Bizanslılara karşı kazanıldı. Hattin Zaferi, 3 Temmuz 1187’de Haçlılara karşı kazanıldı.
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ BAYRAM OLUŞU
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ BAYRAM OLUŞU
Başkumandanlık Meydan Muhârebesinin kazanıldığı, 30 Ağustos 1922 târihini yâd etmek için her yıl 30 Ağustosta kutlanan millî bayram. Zafer Bayramı, Türkiye’de, Kıbrıs’ta ve dış temsilciliklerinde büyük merâsimlerle kutlanır. Zaferin önem ve anlamını belirten konuşmalar yapılır. Resmî ve özel müesseselerin katıldığı merâsimde geçit resmi yapılır. Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup askerî birlikler de bayrama katılıp, merâsime ayrı bir hususiyet katar. Hava Kuvvetlerine âit uçaklar semâlarımızda gösteri mâhiyetinde uçuşlar yapar. Cadde ve sokaklara taklar kurulup, fener alayları düzenlenir.
ZAİRE DEVLETI
ZAİRE DEVLETI
-
DEVLETİN ADI Zaire Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ Kinshasa
NÜFÛSU 41.150.000
YÜZÖLÇÜMÜ 2.345.409 km2
RESMÎ DİLİ Fransızca
DÎNİ Hıristiyanlık, İslâmiyet, Putperestlik
PARA BİRİMİ Zaire
Güney Afrika’da bağımsız bir devlet. Zaire, batıda Kongo, kuzeyde Orta Afrika Cumhûriyeti ve Sudan; doğuda Uganda, Rwanda, Burundi ve Tanzanya; güneyde Angola ve Zambiya ile çevrili olup, 13° güney ve 5° kuzey enlemleri ile 12° ve 32° doğu boylamları arasında yer alır.
ZALOĞLU RÜSTEM KİMDİR HAYATI
ZALOĞLU RÜSTEM KİMDİR HAYATI
İran efsânevî kahramanlarından. Ünlü İran şâiri Firdevsî’ye âit olan Şehnâme adlı eserde büyük bir kahraman olarak gösterilir. Rüstem, Türk Edebiyatında Rüstem-i Zal, halk ağzında da Zaloğlu Rüstem diye anılır. Bilhassa İranlılar ile Turanlılar arasındaki mücâdelelerde kahramanlık, güçlülük ve yiğitlik göstermiştir. Bu yüzden pehlivan, yiğit, hükümdar gibi şahısları övmek için Zaloğlu Rüstem’in adı kullanılır.
ZARF TARİHİ ÇEŞİTLERİ KULLANIMI
ZARF TARİHİ ÇEŞİTLERİ KULLANIMI
Alm. Umschlag (m), Kuvert (n), Fr. Enveloppe (f), contenant (m), İng. Envelope; cover; wrap. İçinde muhâfaza ettiği maddenin dışardan görülmesini ve dışarıya sızmasını önleyen, kullanma maksadına göre şekillendirilmiş kılıf veya kab. Mektup, evrak gibi şahıs veya teşkilâtlarla ilgili özel yazışmalar kapalı, düz ve umumiyetle kağıttan yapılmış zarflarda taşınır. Bu tür zarflarda kolaylık olması için bir taraf zamklanmıştır. Zamk ıslatılarak açık olan kenar kapatılabilir. Zarf bir örtüdür.
Zarfın PTT hizmetlerinde önemi büyüktür. Mektup ve evraklar dağılmadan, tahrib olmadan, ilgisiz kişilerin göremeyeceği bir şekilde üzerlerinde yazılı olan adrese ulaşmasını sağlar. Zarf üzerinde gönderenin ismi sol üst köşeye; gideceği adres ise sağ alt köşeye yakın yazılır. Düzgün yazılmış bir adres PTT dağıtıcısına büyük kolaylık sağlar.
27 Aralık 2011 Salı
HÂLİD-İ BAĞDÂDÎ Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂLİD-İ BAĞDÂDÎ Kimdir? Hakkında Bilgi
Büyük İslâm âlimi. Silsile-i aliyye olarak bilinen âlimler ve velîler zincirinin yirmi dokuzuncusudur. Hazret-i Osman bin Affân’ın soyundandır. Yüzlerce büyük velî yetiştirdi. Asrının müceddidi idi. Bağdat’ın kuzeyinde Zûr şehrinde 1778 (H.1192) yılında doğdu.
Babası, Bağdâd’ın Şehrezûr kasabasından Ahmed bin Hüseyin’dir. Bâzı eserlerinde isminin Hüseyin olduğu da kayıtlıdır. Annesi ise, hazret-i Ali’nin soyundandır. Küçük yaşta aklî ve naklî ilimleri, yâni tefsir, hadîs, fıkıh, tasavvuf, akâid, nahiv, sarf, meânî, beyân, bedî, vad, âdâb, arûz, edeb, lügat, usûl, mantık, hikmet (fen), hey’et (astronomi) geometri, hesab ve diğer ilimleri öğrenmiş hattâ Firûzâbâdî’nin Kâmûs’unu ezberlemişti. Asrındaki bütün âlimlerden daha üstün bir ilme sâhip ve Kur’ân-ı kerîmin esrârına vâkıf idi.
HÂLİDE EDİB ADIVAR Kimdir? Hakkında Bilgi
HÂLİDE EDİB ADIVAR Kimdir? Hakkında Bilgi
Roman, hikâye ve hâtıra türünde yazdığı eserleri ile bilinen kadın yazar. Hâlide Edib, İstanbul Beşiktaş’ta 1884 yılında doğdu. Âilesi çok zengindi. Annesi küçük yaşta vefât etti.
Üsküdar Amerikan Kız Kolejinden mezun oldu ve 1901’de Sâlih Zeki ile evlendi. Filozof Rızâ Tevfik’ten edebiyât ve felsefe dersleri, sonra kocası Sâlih Zeki’den matematik dersleri aldı. Meşrûtiyetin îlânından sonra Tamim Gazetesi’nde yazılar yazdı. Kız öğretmen okulunda ve kız liselerinde öğretmenlik, sonra müfettişlik yaptı. 1918 yılında profesörlük pâyesi verildi ve ilk Türk kadın profesörü olarak İstanbul Dârülfünûn’unda batı edebiyâtı okuttu.
HALÎFE Nedir? Hakkında Bilgi
Allahü teâlânın emirlerinin yerine getirilmesinde Peygambere vekil olan zât. Emîr-ül-mü’minîn, İmâm-ül-müslimîn yerine kullanılan bir tâbir olup, bütün Müslümanların emîri, hükümdârı mânâsına gelir. Kelimenin çoğulu, hulefâ’dır. Bu tâbir, tekil ve çoğul olarak Kur’ân-ı kerîmde geçmektedir. İlk halîfe ünvânı verilen, hazret-i Ebû Bekr’dir. Kendisine Halîfe-i Resûlullah (Resûlullah’ın halîfesi) denilmiştir.
Tasavvuf ilminde kâmil bir mürşidin, talebeleri içinden, talebe yetiştirmeye ehil olanlara, usûlüne göre izin vererek irşâd ile görevlendirdiği kimse için de halîfe tâbiri kullanılır.
HALİKARNAS BALIKÇISI Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HALİKARNAS BALIKÇISI Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Cumhuriyet devri roman ve hikâyecilerden. Asıl adı Cevad Şâkir Kabaağaçlı olup, 1886 yılında İstanbul’da doğdu. Zengin ve nüfûzlu bir zât olan Şâkir Paşanın oğludur. Çocukluk yılları Atina’da geçmiştir. İlköğrenimini İstanbul’da Büyüka’da Mahalle Mektebinde, orta öğrenimini İstanbul Robert Kolejinde yaptı. İngiltere’ye gitti. Oxford Üniversitesi Yeniçağ Târihi bölümünü bitirdi. İlk yazıları 1904 yılında İkdâm Gazetesi’nde yayınlandı.
HALİL BİN AHMED Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HALİL BİN AHMED Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Arap dili âlimi. İsmi, Halil bin Ahmed olup, künyesi, Ebû Abdurrahmân’dır. 718 (H. 100) senesinde doğdu. 786 (H. 170) de Basra’da vefât etti.
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemden sonra ilk olarak Ahmed ismini alan zâtın oğlu olan Halil bin Ahmed, Eyyûb Sahtiyânî, Âsım el-Ahvel, Osmân bin Hâdır, Avâm bin Havşeb gibi zamânının ileri gelen âlimlerinden hadîs-i şerîf ve Arap lisânının inceliklerini öğrendi. Hac için Mekke-i mükerremede bulunduğu sırada önceden kimsenin bahsetmediği, sâdece kendisinden alınıp öğrenilebilecek bir ilim verilmesi husûsunda cenâb-ı Hakk’a duâ etti. Hac dönüşünde kendisine arûz ilmi nasîb oldu. Bu ilimde ilerleyerek, üstâd derecesine ulaştı. Câhiliyye devrinde ileri derecede kullanılan arûzu sistemli bir hâle getirdi. Arûz ilmine yeni bir çok bilgiler kazandırdı; bölümlere ayırarak geniş bir şekilde inceledi. Hammâd bin Zeyd, Nadr bin Mûsâ en-Nahvî, Vehb bin Cerîr bin Hâzım gibi birçok âlim yetiştirdi. Onlara hadîs-i şerîf ve Arap dilini öğretti.
HALİL HÂLİD BEY (Çerkesşeyhizâde) Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HALİL HÂLİD BEY (Çerkesşeyhizâde) Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Yazar, araştırmacı. Ankara’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. İngiltere’ye gitti. Cambridge Üniversitesinde dört sene Türkçe öğretmenliği yaptı(1902-1906). Bir ara Cezâyir’de bulundu. Bu seyâhat ile ilgili hâtıralarını Kâhire’de yayımladı. Hayâtı hakkında fazla bilgi bulunmayıp, bu hususta hâtıraları kaynak teşkil etmektedir. Bâzı gazetelerde yazdığı makalelerde Türkiye’nin siyâsî, ekonomik ve sosyal durumunu dile getirmiş ve 1934 yılında İstanbul’da ölmüştür.
HALİL NİHÂD BOZTEPE Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HALİL NİHÂD BOZTEPE Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Son devir Türk şâirlerinden. 1882’de Trabzon’da doğdu, 1949’da Ankara’da vefât etti.
Trabzon Askerî Rüşdiye ve İdâdîsini bitirdi. Fransızca öğrenmek için, Trabzon-Fransız Frerler Mektebine devâm etti. Kendi şahsî merak ve gayretiyle edebiyât sâhasında ilerledi. Trabzon Düyûn-i Umûmiye İdâresine memur olarak girdi. Kısa zamanda yükselerek, aynı dâirenin Komiserlik kalemine intisâb ile İstanbul’a getirildi. Daha sonra aynı yerde müdür oldu. Düyûn-ı Umûmiyenin kaldırılması üzerine, Osmanlı borçlarının halli için Paris’e giden heyette bulundu (1925). Dönüşte, Gümüşhâne mebusu olarak meclise girdi (1927). Sekizinci dönem başına kadar, Trabzon mebusluğunda meclisteki görevine devâm etti (1946).
HALÎME HÂTUN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HALÎME HÂTUN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Peygamber efendimizin süt annesi. Mekke civârında yaşayan Benî Sâ’d Kabîlesindendir. Aynı kabîleden hâris’in zevcesi (hanımı) idi. Peygamber efendimiz dört yaşına kadar süt annesi Halîme Hâtun’un yanında kalmıştır.
O zamanlar Mekke halkı âdet olarak çocuklarını bir süt anneye verirlerdi. Havası iyi ve suyu tatlı olan civârdaki yaylalara gönderirlerdi. Buna Mekke’nin sıcak havası sebeb oluyordu. Her sene bu maksatla civâr kabîlelerden pekçok hanım gelir, emzirmek için birer çocuk alıp giderlerdi. Çocukları büyütüp teslim edince de pekçok ücret ve hediyeler alırlardı. Âdet olduğu üzere Peygamber efendimiz de Benî Sâ’d kabîlesinden Hâris’in hanımı Halîme Hâtun’a verildi.
HALÎMÎ ÇELEBİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HALÎMÎ ÇELEBİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Osmanlı âlimlerinin büyüklerinden. Yavuz Sultan Selim Hanın hocasıdır. İsmi Abdülhalîm bin Ali’dir. Kastamonulu olup, doğum târihi bilinmemektedir. 1516 (H. 922) senesinde Şam’da vefât etti.
Zamânının âlimlerinden ilim tahsil etti. Molla Alâeddîn-i Arabî’nin hizmetlerinde bulunup, ondan ilim öğrendi. Molla Alâeddîn-i Arabî’nin vefâtından sonra, Arap diyârına gidip, çeşitli ilimleri tahsil etti. Hac vazîfesini yerine getirdikten sonra, İran’a gitti ve oranın âlimleriyle sohbetlerde bulundu. Tasavvuf büyüklerinden Şeyh Mahdûmî’nin hizmet ve sohbetinde bulunup, tasavvufta ilerledi. Daha sonra asıl memleketi olan Kastamonu’ya döndü. Onun maddî ve mânevî ilimlerdeki üstünlüğünü duyan ve henüz pâdişâh olmamış olan Yavuz Sultan Selim, Trabzon’dayken Halîmî Çelebi’yi kendine hoca edinip, ondan ilim öğrendi ve feyz aldı.
HALK EDEBİYATI Nedir? Hakkında Bilgi
HALK EDEBİYATI Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Volksliteratur (f), Fr. Litterature (f), Populaire, İng. folk literature. Türk ulusları (boyları) içinde, sözlü olarak manzum ve mensur bir şekilde yaşayıp gelen, zamanla yazıya geçirilen, anonim ve ferdî olmak üzere çeşitli sahalarda görülegelen, yüksek zümre edebiyatı dışında kalan edebiyat.
Bir milletin fertleri bütün olarak halkı meydana getirdiğine göre, Türk edebiyâtı da halk içinde bütünlük teşkil eder. Daha çok dil yönünden ayrılık ele alınarak yüksek zümrenin meydâna getirdiği edebiyât, halk edebiyatı dışında gibi görünürse de gerçekte bu edebiyatın yazıya geçirilmesi “dîvân” kelimesinin ortaya çıkmasına sebeb olmuştur.
26 Aralık 2011 Pazartesi
HALOTAN Nedir? Hakkında Bilgi
Teneffüs yoluyla alınan anestezik bir madde. 2- bromo-2-kloro-1,1,1-trifluoro etan veya fluotan olarak da bilinir. Halotan, derin bir uyuşturma meydana getirebilmekte ve teneffüs yollarını tahriş etmediği gibi oksijenin teneffüs edilmesine de mâni olmaz. Halotan diğer uyuşturucuların aksine patlayıcı olmadığından emniyetle taşınabilir. Bir anestezik olarak bütün operasyonlarda kullanılabilir.
HALTER Nedir? Hakkında Bilgi
HALTER Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Stammgewicht (n), Kugelhantel, Scheibenhantel (f). Fr. Haltére (m). İng. Dumbbell. Barbell. Ağırlık kaldırma esâsına dayanan bir spor dalı. Demir veya tahta bir sapla birleştirilen yuvarlak veya yassı iki kütlenin meydana getirdiği âlet. Eski devirde atlayıcılara çeviklik kazandırmaya yarayan taştan veya kurşundan yapılma uzun kütle.
Birçok milletin bağlı olduğu Milletlerarası Haltercilik ve Beden Eğitimi Federasyonu (F.İ.H.C.) tarafından yarışmalar hakkında karar alınır. Halterde yalnız amatör lisans tanınmıştır. Atlet sâdece Halter Federasyonunun yönetmeliği altında düzenlenmiş bir yarışmaya katılabilir.
OLİMPİYAT ŞAMPİYONLARI Nedir? Hakkında Bilgi
OLİMPİYAT ŞAMPİYONLARI Nedir? Hakkında Bilgi
52 kg
-
1972 Smalcerz Polonya 337,5 kilo
1976 Woronin S S C B 243,5 kilo
1980 Aliew S S C B 243,0 kilo
1984 ZengÇin Halk Cum. 235,0 kilo
1988 Sevdalin Marino Bulgaristan 270,0 kilo
HAMAM Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Türk, Badehaus; Privatbad (n), Fr. Bain turc, bain (m), İng. Turkish bath, bathroom. Yıkanılacak sıhhî yerlere, genel olarak verilen ad. Hamam, özel bir düzenle ısıtılarak, sıcak ve soğuk suyu bulunan ve üzeri kubbeli, kâgir yapıdır. Şimdikiler ise genellikle betondur.
Hamamın çok eski bir târihi vardır. Hamam daha Romalılar zamanında biliniyordu. Vezüv Yanardağının patlamasından sonra küller altında kalan Pompei şehrinde yapılan kazılar, Romalıların kullandıkları hamamları ortaya çıkarmıştır. Bu hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için de yapıldığı anlaşılmaktadır. Romalılarda sınıf farkı olduğu için, hamamlarda kölelerle asillerin giriş kapıları ve yıkandıkları yerler ayrılmıştı. Roma hamamlarında ayrıca buhar banyosu yeri, soğuk ve sıcak su havuzları da vardı.
HAMDÂNÎLER Nedir? Hakkında Bilgi
HAMDÂNÎLER Nedir? Hakkında Bilgi
Musul ve Haleb civârında hüküm sürmüş olan bir hânedân. Taglib kabîlesi mensubu Hamdân bin Hamdûn’un 885’te Hâricîlerle birlik olup, Mardin’i ele geçirmesi ile târih sahnesine çıktılar. Hâricî ve Karmatîlerle yaptıkları savaşlarda başarı gösterdiler. Abbâsî halîfelerinin hilâfet mücâdelelerine karıştılar. Zaman zaman Bağdat’a hâkim oldular. Büveyhîler, Ukaylîler, Mervânîler ve Fâtımîlerle münâsebetleri oldu. Hamdânîlerin Musul kolu, 980’li yıllarda Ukaylîler tarafından ortadan kaldırıldı.
944 yılında Sûriye’nin kuzey taraflarında Hamdânîlerin Haleb kolu kuruldu. Fâtimîler ve Bizanslılarla münâsebetleri oldu. Fâtımîler tarafından hâkimiyetlerine son verildi (1104).
HAMİDULLAH Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HAMİDULLAH Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Paris “CNRS” ilmî araştırma üyelerinden. 1908’de Hindistan’ın güneyinde Haydarâbâd’da doğdu. Orada Osmâniye Üniversitesinde okudu. Devletler hukûku üzerine doktora yaptı. 1947 yılında Hindistan hükûmeti,siyâsî sebeplerle kendisini vatandaşlıktan çıkardı. Fransa’ya gidip Paris’te ilmî araştırma âzâlığına girdi. Birçok memleket gezdi. Konferanslar sebebiyle Türkiye’ye de geldi. Son olarak Paris’te yerleşti. Kitapları çeşitli dillere çevrilmiştir.
Hamidullah, bir hukuk doktoru ve târihçidir. Daha ziyâde İslâmiyet hakkında yazdığı kitaplar ve verdiği konferanslarla tanınmıştır. Bu kitaplarında ve konferanslarında öne sürdüğü fikir ve görüşlerin bâriz vasfı, şahsî düşünceleri olmasıdır. İstanbul ve Erzurum’daki konferanslarında ileri sürdüğü fikir ve görüşlerde İslâm âlimlerine, Selef-i sâlihîne güvenmediğini, Haydarâbâd’daki hocasının sözlerine uymayan bilgilere inanmadığını, kabul etmediğini bildirdi.
HAMLAÇ Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Düse Geblaese, Lötröhrchen, Fr. soufflet, chalumeau, İng. blowpipe, torch, gas burner. Gaz yakarak sıcak bir alev elde etmeye ve bu alevi istenilen istikamete vermeye yarayan cihaz. Şalümo veya üfleç olarak da bilinir. Hava veya oksijen, çapı ayarlanabilen memelerden püskürtülerek ve çeşitli süpap veya musluklardan faydalanarak, çok ince veya kalın, keskin alevler elde edilebilir.
Hamlaçlar başlıca kaynak ve ısıtma hamlaçları, kesme hamlaçları olmak üzere iki gruba ayrılır:
Kaynak hamlaçları, gerek şekil, gerek güç ve gerek özellikler bakımından, asetilen (yanıcı gaz) ve oksijen karışımı sağlayarak kararlı alev veren cihazlardır. İyi bir kaynak yapabilmek için lüzumlu bütün vasıfları ihtiva ederler.
HAMMÂD BİN EBÎ SÜLEYMÂN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HAMMÂD BİN EBÎ SÜLEYMÂN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Tâbiîn’in büyüklerinden. Meşhur fıkıh âlimi. İsmi, Hammâd bin Ebî Süleymân olup, künyesi Ebû İsmâil’dir. Doğum târihi belli değildir. Kûfe’de yaşamış ve 737 (H. 120) de vefât etmiştir.
İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin hocası olan Hammâd bin Ebî Süleymân; Enes bin Mâlik, Zeyd bin Vehb, Sa’îd bin Müseyyib, Sa’îd bin Cübeyr, İkrime, Ebû Vâil ve İbrâhim Nehâî gibi zâtlardan hadîs-i şerîf dinleyip rivâyet etti.
Fıkıh ilmini, Enes bin Mâlik ile İbrâhim Nehâî’den öğrendi. İbrâhim Nehâî de Alkame bin Kays’tan, Alkame de Abdullah bin Mus’ûd’dan ilim tahsil etti. Bu da Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemden ilim öğrenmiştir. Hocalarının naklen bildirdikleri ilmi toplayıp, yüksek bir dereceye ulaşan Hammâd bin Ebî Süleymân, uzun müddet ders vererek kıymetli âlimler yetiştirdi.
HAMMER, Purgstall Von Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HAMMER, Purgstall Von Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Avusturyalı tarihçi ve bilim adamı. Graz’da 1774 yılında doğdu. 1796’da Viyana Doğu Dilleri Akademisini bitirdi.
1799 yılında Papa’nın temsilcisi Baron Herbert’in maiyetinde elçilik tercümanı olarak İstanbul’a geldi. Bir müddet sonra Türk İngiliz askerî işbirliği çalışmalarına katılmak üzere Mısır’a gitti. 1802’de yeniden İstanbul’a elçi kâtibi olarak gelen Hammer, 1807’de Avusturya’ya döndü ve Dışişleri Bakanlığı müşâviri olarak uzun yıllar hizmet gördü. Burada bulunduğu müddetçe şark yazma eserlerini inceleyen Hammer, 1847 yılında kurulan Viyana İlimler Akademisinin ilk başkanı seçildi. Türkçe, Arapça, Farsça gibi dilleri öğrenerek otuz yıl Türk Târihi ve Edebiyatı üzerinde çalıştı ve birçok eserler verdi. 1856 yılında Viyana’da ölen Hammer’in on sekiz cilt hâlinde yazdığı Osmanlı Devleti Târihi, devletin kuruluşandan Kaynarca Antlaşmasına kadar geçen olayları ihtivâ etmektedir. Hammer, bu eseriyle Türkiye’de büyük bir üne sâhib olmuştur. Ancak eserlerinde bir Haçlı taassubu ile davranmış, tarafsızlığını koruyamamıştır.
HAMMURABİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HAMMURABİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Birinci Bâbil Hânedânının altıncı kralı. Hammurabi (M.Ö. 1728-1686), krallık vârisi olmak için mücâdele eden koalisyonlardan birinin lideridir. Zamanla hâkimiyeti eline alan Hammurabi, komşuları Larsa, Mâri ve Asur’a hâkimiyetini kabul ettirmek için uzun süre savaştı. M.Ö. 1770’te Bâbil ülkesinde birliği sağladı. Bütün Mezopotamya’da hâkim olup, Suriye ve Elâm bölgelerini içine alan bir imparatorluk kurdu. Hâkimiyeti altındaki Bâbilliler, Amurriler, Akkadlar ve Sümerlileri bir millet hâline getirmeye, dil, kültür ve hukuk birliği içinde yoğurmaya çalıştı.
HAMUR Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. 1. Teig (m) 2. Sauerteig (m), Fr. 1. Pâte (f) 2. Levain (m), İng. 1. Dough 2. leaven 3.paper pulp. Toz hâline getirilmiş herhangi bir maddenin su veya başka bir sıvı ile karıştırılmasından meydana gelen yumuşak madde. Genel olarak ekmek îmâli sırasında yapılan un-su karışımı için kullanılır. Diğer alanlarda, meselâ kâğıt üretilirken yapılan odun ve bâzı maddelerin karışımına da hamur adı verilir. Fakat bu tip hamurların çoğu özel isimler alır.
HAMZA BİN ABDÜLMUTTALİB Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HAMZA BİN ABDÜLMUTTALİB Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Peygamber efendimizin amcası. İlk Müslümanlardandır. Künyesi, Ebû Ammâre (Umâre) ve Ebû Ya’lâ olup, lakabı Esedullah (Allah’ın Arslanı)dır. Aynı zamanda Peygamber efendimizin süt kardeşidir. Annesi Hâle, Peygamberimizin annesi hazret-i Âmine’nin amcasının kızıdır. Resûlullah efendimizden iki veya dört sene önce doğdu. Hicretten yedi sene önce 615’te Müslüman oldu. 626 (H.4) senesinde şehid edildi.
Bir gün Peygamber efendimiz Safâ Tepesinde Mekkeli müşrikleri (inanmıyanları) İslâmiyete dâvet ettiği sırada onlardan hakâret gördü. Başta Ebû Cehil olmak üzere müşrikler Peygamber efendimize saldırdılar. Mübârek saçları darmadağın oldu. Mübârek yüzü kana boyandı. Bu olanları orada bulunan bir hizmetçi kız gördü. Hizmetçi kız o sırada avda bulunan ve henüz Müslüman olmamış olan hazret-i Hamza’ya, akşam üzeri av dönüşünde, olanları anlattı:
HAN Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Khan, Chan (m), Fr. Khan (m), İng. Khan. Eski Türklerde hükümdârlık ünvânı. Osmanlılarda “pâdişâh” mânâsına gelmek üzere han ünvânı kullanılmıştır.
Han kelimesinin eski kullanılış şekli “hang” olup, en çok kullanılan mânâsı Fârisîde “şah” kelimesinin karşılığıdır. Eski Türklerin kendilerine büyük görünen her şeye “han” ünvânını verdikleri Orhan, Denizhan, Dağhan, Kamhan, Gökhan gibi kullandıkları isimlerden anlaşılmaktadır.
HÂN-I HÂNÂN MİRZÂ ABDÜRRAHÎM HAN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HÂN-I HÂNÂN MİRZÂ ABDÜRRAHÎM HAN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Bâbürlü devlet adamı ve kumandanı. 16 Aralık 1556’da Lahor’da doğdu. Karakoyunlu oymaklarından Baharlu Türkmenlerine mensuptur. Ekber’in ilk vekîli Bayram Hanın oğludur. Annesi, Cemâl Han Merâtî’nin kızıdır. Dört yaşında babası vefât etti. Bundan sonra Bâbürlü sarayına gelip iyi bir tahsil ve terbiye görerek yetişti.
1572’de Ekber’in Gücerât Seferine katıldı ve Mirzâ Han lakabını aldı. 1576’da Gücerat’a vâli tâyin edildi. 1582’de Ekber Şahın oğlu Selim’e atalık (lâlâ) oldu. Aynı târihlerde Muzaffer Şah Guceratî’ye karşı kazandığı zaferler dolayısıyla hân-ı hânanlığa yükseltildi. 1593 yılında Veliaht Danyal’ın yardımcısı olarak Dekkan Seferine katılan Abdurrahîm Han, daha sonraki iki yıl içinde başkumandan olarak yaptığı savaşlarla Dekkan’ı fethetti. Abdurrahîm Hanın devlet içindeki etkili rolü Selim Cihângîr devrinde de devâm etti. 1612’de Dekkan’a vâli tâyin edildi. 1622’de Kandehar’ı fethetti. 1626’da ülke içinde isyâncı gruplara karşı savaşa hazırlanırken hastalandı ve Delhi’ye döndükten kısa bir süre sonra vefât etti (1627). Vefâtında 71 yaşında olan Hân-ı Hânan Abdürrahîm Hanın kabri Nizâmeddîn Evliyâ’nın türbesi yakınındadır.
25 Aralık 2011 Pazar
HAPİSHÂNE Nedir? Hakkında Bilgi
HAPİSHÂNE Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Gefängnis (n), Kerker (m), Justizvollzugsanstaltı (f), Fr. Prison, pénitencier (m), maison d’arrêt (f), İng. Prison, jail. Mahkûm ve tutukluların hapis cezâlarını çekmek üzere bulundukları yer, cezâevi. Hapishânelerde cezâlılar dış dünyâdan tecrit edilir. Eski çağlarda hapishâne sayılabilecek yerler cezâsı verilecek kişinin mahkemesinin yapılacağı zamana kadar kaldıkları yerlerdi. Suçluların hapis cezâsına çarptırıldığı ilk hapishaneler, değişik gâyelere hizmet etmekte, hattâ suçlulara zulüm ve işkence yeri olarak kullanılmaktaydı.
HARAÇ Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Tribut (m), Kopfsteur (f), Fr. Tribut (f), capitation (f), İng. Tribut, land tax. İslâm hukûkunda, zorla alınıp gayri müslimlere bırakılan veya sulh ile alınıp, gayri müslimlere âit olan toprakların mahsûlünden alınan vergi. Lügatte haraç, “darlık, sıkıntı, meşakkat veya bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para” mânâlarına kullanılmaktadır.
Haraçlı toprağın sâhibinden mahsûlün vergisi olarak beşte bir, dörtte bir, üçte bir ve yarısı kadar miktârlar alınabilir. Bunlardan birini takdîr yetkisi devlet başkanına âittir.
İslâm toprak hukûkunda şahıs mülkü olan arâziler öşürlü ve haraçlı arâziler olmak üzere iki kısma ayrılır. Zorla alınıp da, kâfirlere bırakılan sulh ile alınan kâfir topraklarından haraç alınır. Haraçlı toprağı, sâhibi, Müslümana vakfetse veya satsa yine haraç verilir. Kâfir ölürse, vârisleri haraç vermek zorundadır. Vârisi kalmazsa Beytülmâlın (devlet hazinesinin) olup haraç düşer, yâni verilmez. Hükûmet bu mîrî (devletin olan) toprağı satar veya vakfederse, alan haraç vermez, öşür verir (Bkz. Öşür). Beytülmâlın toprağını, hükûmet kirâya verirse, her sene alınan kirâ haraç yerine geçer.
HARAKİRİ Nedir? Hakkında Bilgi
HARAKİRİ Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Harakiri (n), Fr. Hara kiri (m), İng. Harakiri. Japonya’da eskiden, bilhassa Samuraylar zamânında tatbik edilen bir intihar metodu. Harakiri terimi genellikle Japonya dışındaki ülkelerde yaygındır. Japonlar ise “seppuki” terimini kullanırlar.
Harakiri gönüllü ve mecbûrî yapılanlar olarak ikiye ayrılır. Cezâî olarak yapılanı, Japonya’da derebeylikler zamânında suçlu ve asîler tarafından şerefli bir ölüm kabul edilerek uygulanırdı. Resmî bir törenden sonra, suçlu, halkın önünde suçunu îtirâf eder, daha sonra da hançeri karnının soluna saplayarak sağa doğru çekerdi. Harakiri gönüllü olarak ise asiller tarafından tatbik edilirdi. Asiller düşmana esir olmamak, şerefini veya nâmusunu korumak için harakiri yaparlardı. Bu şekilde intihâr bir samuray, savaşçı veya asil tarafından en şerefli yol kabul edilirdi. Gönüllü olarak yapılan harakiride intihâr eden, karnını hançer ile kendisi keser, başı ise başkası tarafından kılıçla kesilirdi. Böyle ölen bir kimse mallarını yakınlarına bırakabilirdi.
HARÂM VE HELÂL Nedir? Hakkında Bilgi
HARÂM VE HELÂL Nedir? Hakkında Bilgi
Allahü teâlânın açıkça yasak ettiği, kullanmamıza izin vermediği zararlı çirkin iş veya davranışlar (haram); izin verdiği şeyler (helâl).
Her şeyi yaratan ve her şeyin sâhibi, mâliki olan Allahü teâlâdır. O, çeşitli hikmetlerle, yarattığı bâzı şeyleri kullarına yasak etmiştir. Bu yasakların her birinin ayrı bir hikmeti ve sebebi vardır. Mülk sâhibi o olduğu için dilediği gibi tasarruf etmektedir. Kul bu yasaklarla imtihan edilir, denenir. Haramlar çok azdır. Helaller ise pek çoktur. Her dinde îmân bilgileri aynı ise de, emir ve yasaklar, haram ve helâller başka başka olmuştur. Kıyâmete kadar değişmeyecek en son din olarak gelen İslâmiyette haramlar Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerle açıkça bildirilmiştir.
HARBİ Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. 1. Lade,od. Putztock (m), 2.Kriegsgegner (m), Fr. 1. Baguette (f), 2. Guerrier (m) ennemi, İng. 1. Ramrod, 2. enemy non-Müslim. Namlulu silâhları temizlemeye yarayan mâdenî veya plâstik çubuk. Dâr-ül-harbde bulunan ve Müslüman olmayan kimse. Arada anlaşma yapılmamış düşman. (Bkz. Gayri Müslim)
HARBİYE NÂZIRI Nedir? Hakkında Bilgi
HARBİYE NÂZIRI Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Kriegsminister (m), Fr. Ministre (m) de la guerre, İng. Minister of War. Askerlik işleriyle alâkalı dâirenin başı. “Millî Müdâfaa Vekili” ve şimdi de “Millî Savunma Bakanı” isimleriyle karşılanan bu ünvan, Osmanlı hükümetine 1908 Temmuzunda kurulan Said Paşa kabinesiyle girmiştir. Ondan evvel bu görevi yapana “Serasker” denilirdi. İlk Harbiye Nâzırı Ömer Rüşdü Paşadır.
HARÇ Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Mörtel m, Fr. Mortier m, İng. Mortar. Silisli bir kumla bağlayıcı madde olan çimento veya sönmüş kirecin karıştırılması ve buna su ilâvesiyle elde edilen karışım. Bu karışım önce plâstik özelliğe sâhib olup, sonra sertleşir. Harç, inşâat sanâyiinde, tuğla, taş gibi elemanların birleştirilerek tek bir parça elde edilmesinde kullanılır. Harcın esas görevi, yapıya gelen yüklerin yapı parçalarında birinden diğerine geçerken düzgün yayılmasını sağlamaktır. Ayrıca hava şartlarına dayanıklı bir bağlayıcı olan harç, bütün yapının beraber çalışmasında yardımcı olur. Harcın yapılmasında, plâstik özelliğinin yerleştirme yönünde kâfi derecede olmasına dikkat etmelidir. Çimento miktârı, en pahalı bileşen olması yönünden, mümkün olduğu kadar düşük tutulmalıdır.
HAREMEYN Nedir? Hakkında Bilgi
HAREMEYN Nedir? Hakkında Bilgi
İslâm dininin doğup yayılmaya başladığı, Hicaz’da bulunan Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere şehirlerinin ikisine birden verilen ad. Bu iki şehrin çevresinde belli bir sınıra kadar olan yerlere “Harem” denildiği için bu şehirlere iki harem bölgesi anlamında “Haremeyn” veya “Haremeyni’ş-Şerîfeyn” denilmiştir.
Mekke-i mükerreme şehrinden biraz daha geniş, sınırları Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesiyle İbrâhim aleyhisselâm tarafından çizilmiş ve yine onun tarafından dikilen taşlarla gösterilmiş olan alana “Mekke Haremi” veya “Haremü’ş-Şerif” adı verilmiştir. Hacda ihrama girme yerleri olan ve mikat denilen yerlerle Mekke şehri yani Harem arasındaki alana da “Hill” denilmiştir. Harem bölgesi; Medine tarafından üç mil, Yemen tarafından yedi mil, Irak tarafından yedi mil, Taif ve Arafat yolu üzerindeki Nemire Vâdisinden yedi mil, Cirane yolundan dokuz mil, Cidde tarafından on mil uzaklıktaki sınırların çevrelediği alanı içine alır. (Bir mil 1895 m olarak hesaplanmaktadır.)
HAREZMÎ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HAREZMÎ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Dokuzuncu yüzyılda yetişen cebir alanında ilk defâ eser yazan Müslüman-Türk matematik, coğrafya ve astronomi âlimi. İsmi Muhammed bin Mûsâ el-Harezmî, künyesi Ebû Abdullah’tır. Adı Lâtinceye Alkhorizmi, Fransızcaya Algorithme, İngilizceye ise Augrim şeklinde geçmiştir. 780 (H.164) senesinde Harezm’de doğduğu kabul edilir. 850 (H.236) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Üç oğlu olup, hepsi de matematik ilmi üzerinde ciddî çalışmalarıyla tanınır.
Harezmî, Hire bölgesinde bir Türk şehri olan Harezm’den ilim öğrenmek için ayrıldı ve zamânın ilim merkezi olan Bağdat’a gitti. Burada kıymetli İslâm âlimlerinden ders aldı ve kendini yetiştirdi. Zamânın Abbâsî halîfesi Me’mûn’dan (813-833) büyük yardım ve destek gördü. Me’mûn kurduğu kütüphânenin idâresini Harezmî’ye verdi. Böylece o zamâna kadar gelebilen matematik ve astronomi kaynaklarını inceleme imkânı bulan Harezmî, Bağdat’taki ilimler akademisi olan Dârülhikme’de vazîfe aldı.
HAREZMŞAHLAR Nedir? Hakkında Bilgi
HAREZMŞAHLAR Nedir? Hakkında Bilgi
On birinci yüzyıl sonlarında Harezm bölgesinde kurulan Türk devleti.
Harezmşahların atası Anuştegin, bir Türk kölesiydi. Büyük Selçuklu emirlerinden Bilgetegin, onu satın alarak, saraya getirmiş ve özel olarak yetiştirmiştir. Selçuklu sarayında taştdârlık vazîfesinde bulunan Anuştegin, gösterdiği başarılar netîcesinde Harezm vâliliğine getirildi. Ölümünden sonra oğlu Kutbeddîn Muhammed, Harezmşah ünvânı ile Sultan Sencer tarafından aynı vazîfeye tâyin edildi. Büyük Selçuklu Devletinin vâlisi sıfatıyla 30 yıl Harezm’i idâre eden Kutbeddîn aynı zamanda Harezmşahlar Devletinin kurucusudur. Kutbeddîn saltanatı müddetince mükemmel bir idâreci olarak âdilâne hareketleri ile halkı kendisinden hoşnûd etti. Her ne kadar müstakîl bir hükümdâr olarak hüküm sürmedi ise de, oğullarının gelecekteki faaliyetleri için sağlam bir zemin hazırladı. Onun idâresi zamânında Harezm ülkesinin Selçuklulara tâbi ülkelerle ticârî faaliyetleri yoğunlaştı. Harezm maddî ve mânevî yönden gelişmeler gösterdi.
HÂRİCÎLER Nedir? Hakkında Bilgi
HÂRİCÎLER Nedir? Hakkında Bilgi
Peygamberimizin ve eshâbının gösterdiği doğru yoldan ayrılmış olan fırkalardan biri. Hazret-i Ali ile hazret-i Muâviye arasında 657 târihinde yapılan Sıffîn harbinde, hazret-i Ali hakem tâyinine râzı olup karşı tarafla sulhu kabul ettiği için yanında olanlardan bir kısmı ondan ayrıldılar. Onun için bunlara “Hâricî” denilmiştir. Hâricî, “ayrılan, dışarı çıkan” demektir. Doğru yolda bulunan Ehl-i sünnet âlimlerine göre bunlar “Fırak-ı dâlle” denilen bozuk fırkalardan sayılmışlardır. Hâricîler, “Hâkim, ancak Allah’tır. Hazret-i Ali iki hakemin hükmüne uyarak, hilâfeti hazret-i Muâviye’ye bırakmakla büyük günâh işledi.” dediler. Onunla harp etmelerine, bu yanlış düşünüşleri sebeb oldu. Bâzı âyet-i kerîmelere ve meşhur olan hadîs-i şerîflere yanlış mânâlar vererek, kendileri gibi inanmayanlar için, “Kâfir oldular, onları öldürmek, mallarını, kadınlarını ganîmet olarak almak helâldir.” dediler.
HARİRİZADE Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HARİRİZADE Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Âlim, mutasavvıf. 1850 senesinde İstanbul’da doğdu. Asıl adı MehmedKemâleddîn’dir. Babası Halepli Şeyh Abdurrahmân Harîrî’dir.İlk tahsilini babasında yaptı ve onun yol göstermesiyle Rifâî ve Halvetî tarikatlarına girdi. Babasının ölümünden sonra, Şanlı MehmedEnîsEfendiden Halvetî yolunu tamamladı ve icâzet (diploma)aldı. Abdullatîf-i Buhârî’den fıkıh ve hadis öğrendi. Kâdirî yolunda icâzet aldı. Seyyid Muhammed Nûr’a talebe olarak Melâmîlik yoluna girdi. 1873’te Üsküp’ten Muhammed’ Nûr’u ziyâretten dönerken,Selânik’te Ali isimli bir zâttanSinâniyye, Ramazaniyye yollarında icâzet aldı.
Çok genç yaşta 1881 yılında vefât etmesine rağmen otuz yedi eseri vardır.
Eserleri:
Tıbyân-ül-Vesâil:En mühim eseri. Yüz elli kadar tarikat ve tarikat kurucularının hayâtını anlatır. Henüz neşredilmemiş olup, Süleymâniye Kütüphânesi İbrâhim Efendi kısmı 430 numarada yazması mevcuttur. Fütuhât-ı İlâhiyye Şerh-i Vâridât-ı İlâhiyye li’ş ŞeyhBedreddînSimâvî, Mir’ât-ı Hakîkat,Şerh-i Gazel-i Sezâî, Fecrü’l-Esmâ ve Subhi’l Müsemmâ, Sırru’lEsrâr ve Nûrü’l-Envâr, Hadîkat-ül Hakîkat, Tahkîkâtü’t-Tarîk,Niyâzî-i Mısrî hazretlerinin üç adet gazellerinin şerhi, Kemâlnâme-i âl-i Abâ.
HASAN BİN ALİ ASKERİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HASAN BİN ALİ ASKERİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
On iki imâmın on birincisi. İsmi Hasan olup, künyesi Ebû Muhammed’dir. İmâm-ı Ali Nakî’nin oğludur. Zekî, Hâlis ve Sirâc lakablarıyla bilinir. Samarra’da oturduğu El-Asker mahallesine izâfeten, El-Askerî nisbetiyle meşhur olmuştur. 846 (H.232)da Medîne’de doğdu.
Babasının ikâmete mecbur tutulduğu Samarra’ya iki yaşındayken gelen Hasan el-Askerî orada büyüdü. Zamânının âlimlerinden ilim tahsil etti. Fars, Hint ve Türk dillerini öğrendi. Cesur, cömert, kerîm ve âlim bir zât olan Hasan bin Ali el-Askerî’nin on iki imâmın on ikincisi ve sonuncusu olan Muhammed Mehdî adında bir oğlu vardı. Abbâsî Halîfesi El-Mu’temid zamânında, 875 (H.261)te vefât eden Hasan bin Ali el-Askerî, Bağdat yakınındaki Samarra’da babasının yanına defnedildi.
HASAN BİN ZİYAD Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HASAN BİN ZİYAD Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Hanefî mezhebi fıkıh âlimi. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin yetiştirdiği müctehidlerdendir. İsmi; Hasan bin Ziyâd olup, künyesi Ebû Ali’dir. İnci sattığı için El-Lü’lü’î lakabıyla bilinir. Aslen Medîneli olup, Ensâr’ın soyundandır. 734 (H. 116)te Kûfe’de doğdu, 819 (H. 204)da da vefât etti.
Küçüklükten ilim tahsiline başlayan Hasan bin Ziyâd, uzun seneler İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin tedris halkasına devâm edip, ilim öğrendi. İbn-i Cüreyc’den hadîs-i şerîf dinleyip rivâyet etti. Bütün aklî ve naklî ilimleri tahsil edip, müctehidlik derecesine ulaştı. İmâm-ı A’zam gibi mutlak müctehid olmayıp, onun koyduğu esaslara göre hareket eden mezhepte müctehiddi. Gâyet zekî olan Hasan bin Ziyâd, bütün Rey eshâbının (Irak âlimlerinin) sözlerini ezberledi. Uzun zaman ilim öğretip talebe yetiştirdi. Muhammed bin Semûa el-Kâdî, Muhammed bin Şücâ’ es-Selcî, Şuayb bin Eyyûb gibi âlimler, yetiştirdiği talebelerdendir.
HASAN CAN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HASAN CAN Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Yavuz Sultan Selim Hanın musâhibi, yakın arkadaşı. İsfehanlı müezzin Hâfız Mehmed Efendinin oğlu, Şeyhülislâm Hoca Sâdeddîn Efendinin babasıdır.
1514’te Çaldıran Zaferinden sonra Tebriz’e giren Yavuz Sultan Selim Han, Hasan Can Çelebi’yi maiyetine aldı ve daha sonra onu yanında İstanbul’a götürdü. Babası hâfız, kendisi de Sultân’ın nedîmi yâni en yakınlarından oldu. Selim Han, Hasan Can’ı dâimâ yanında ve sohbetlerinde bulundururdu. Pâdişâh’la birlikte Mısır Seferine katıldı.
HASAN FEHMİ EFENDİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HASAN FEHMİ EFENDİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Son devir Osmanlı âlimlerinden. Osmanlı Devletinin yüz onuncu şeyhülislâmıdır. İsmi Hasan Fehmi olup, babasıOsman Efendidir. 1795 (H. 1210) senesinde Konya’nın Ilgın ilçesinde doğdu. 1881 (H. 1298) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti. Cennet-ül-Bakî’ Kabristanındadır.
Küçük yaştan îtibâren ilim tahsiline ilgi duyup, Konyaya giden Hasan Fehmi Efendi, tahsilini Konya’da yaptı. Devâm ettiği okulun derslerini başarıyla bitirip, icâzet (diploma) aldıktan sonra, Amasya’dan Konya’ya gelen Kara Halil Efendi ile birlikte İstanbul’a geldi. Vidinli Mustafa Efendinin derslerine devâm etti. Açılan rüûs (diploma) imtihânını birincilikle kazandı. Ayasofya Câmiinde ders vermeye başladı. 1847 (H. 1263) senesinde Hâric rütbesiyle Feth-ul-Gâzî Medresesine müderris tâyin edildi. Çeşitli medreselerde de müderrislik yapıp, ilim öğrettikten sonra, Sahn-ı Semân (Fâtih) Medreselerinde müderris oldu. Birçok talebe yetiştirdi.
HASAN HAYRİ AYTEPE Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HASAN HAYRİ AYTEPE Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Türk askeri, emekli tümgeneral. 1894’te İstanbul’da doğdu. İlk öğreniminden sonra Mekteb-i Harbiye-i Şahâneye girdi. Buradan 1915’te Piyâde Zâbiti (Teğmen) olarak mezun oldu. 10 Ağustos 1929’da yetmiş üçüncü dönem olarak Harb Akademilerini bitirdi. Çeşitli askerî birliklerde vazife yaptı. Kara Kuvvetleri Personel Dâiresi Başkanlığında bulundu. 14 Temmuz 1957’de tümgeneral iken emekliye ayrıldı. 2 Eylül 1966 Cumartesi günü İstanbul’da vefât etti. Edirnekapı Kabristanına defnedildi.
Milletini, dînini ve vatanını seven Hasan Hayri Aytepe, hoş sohbetleri ve nasihatleriyle de insanlara faydalı olmaya çalıştı. Çocuklara dînî vazifelerini öğretmek husûsunda şunları söyledi: “Din âlimlerinin yazdıkları kitaplar varken, ayrıca bu mevzularda bir baba olarak çocuklara nasihat vermenin lüzumsuz olduğunu düşünmek doğru değildir. Çünkü çocuğunun saâdetini isteyen bir baba, yalnız dünyânın kısa saâdetini değil, âhiretin sonsuz saâdetini de çocuğuna bildirmekle vazifelidir. Babaya bu vazifeyi veren cenâb-ı Hak’tır.”
HASAN HÜSAMEDDİN UŞAKİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HASAN HÜSAMEDDİN UŞAKİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Uşâkîlik tarîkatının kurucusu ve evliyânın büyüklerinden. İsmi Hasan olup, lakabı Hüsâmeddîn’dir. 1475’te Buhârâ’da doğdu. Soyu Peygamber efendimizin torunu hazret-i Hüseyin’e ulaşır. Hacı Teberrük isminde bir tüccarın oğludur. Anadolu’ya gelip, Uşak’ta yerleştiği için “Uşâkî” denilmiştir.
Hüsâmeddîn Uşâkî, ilk tahsilini babasının nezâret ve himâyesinde tamamladı. Babasının vefâtı üzerine ticâretle meşgul olmaya başladı. Bir gece rüyâsında ona şöyle denildi: “Boş yere ticâretin zahmetini çekmek hakîkat ehli için zarar ve ziyândır. Arzun, âhiret ticâreti, yâni Allahü teâlâya kavuşmak olsun. Gâyen sonsuz sermâyeyi elde etmek ise, dünyâ mallarından yüz çevirip, Anadolu şehirlerinden Uşak’ta oturan Seyyid Ahmed-i Semerkandî hazretlerine teslim ol. Uzlet köşesine çekilip, dâimâ Rabbin ile ol.” Bu mânevî işâretten sonra babasından kalan bütün mallarını ve kurulu ticâret düzenini kardeşine bırakıp, Buhâra’dan yola çıktı. Aylarca süren zahmetli yolculuktan sonra Erzincan’a gelen Hüsâmeddîn Uşâkî, o sırada bu şehirde bulunan Seyyîd Ahmed-i Semerkandî’ye bağlanarak talebe oldu. Kısa zamanda kemâle erip, evliyânın yüksek derecelerine kavuştu. Hocasının emri üzerine Uşak şehrine yerleşti.
23 Aralık 2011 Cuma
HAŞİR VE NEŞİR Nedir? Hakkında Bilgi
HAŞİR VE NEŞİR Nedir? Hakkında Bilgi
Toplanma ve bir araya gelme ve dağılma. Kıyâmet koptuktan sonra diriltilen bütün varlıkların, dünyâda yaptıklarından hesap vermek üzere sevk olunacakları mahşer yerinde toplanmasına “haşir” ve hesaptan sonra Cennet’e veya Cehennem’e dağılmaya “neşir” denir. Âhirette haşir ve neşirin olacağına inanmak, îmânın şartlarındandır. Hiç şüphe etmeden inanmak İslâm dîninin emridir.
HAT Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Schönschriff (f), Fr. Calligraphie (f), İng. Calligraphy. Çizgi, yazı. Hat kelimesinin ondan fazla mânâsı vardır. Genel olarak hat denince Kur’ân-ı kerîm harfleri ile yazılmış yazı akla gelir. Sanat yazıları için “hüsn-i hat” (güzel yazı) tâbiri daha uygun düşmektedir. Hattın diğer bir özelliği de el ve kalemle yazılmış olmasıdır ki, buna “elyazması” yahut “orijinal yazı” da denir. Diğer mecâzî mânâda meselâ, çizme yazı, yapma yazı, kopye yazı, basma yazı, işleme yazı gibi ifâdelerde yazılan yazılar asıl hat yazısından ayırt edilmiş olurlar.
HATEM-İ TAİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HATEM-İ TAİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Cömertliğiyle meşhur Arap şâiri ve kabîle reisi. Altıncı asrın sonunda, yedinci asrın başında yaşamıştır. İsmi Abdullah bin Sa’d’dır. Çok cömert olduğu için “Hâtem”, Tayy kabîlesinin reisi olduğu için “Tâî” lakabı verilmiştir.
Çok cömert idi. Kabîlesinin yerleşmiş olduğu yerin etrâfındaki tepelere ateş yaktırarak, yolunu şaşıranların kendisine gelip misâfir olmasını sağlardı. “Hayra verilen mal, isrâf olmaz.” derdi.
Peygamberimizin devrine yetişmiş, ancak peygamberliğinin açıklanmasından önce vefât etmiştir.
HATİB BİN EBİ BELTEA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HATİB BİN EBİ BELTEA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Eshâb-ı kirâmdan. Peygamber efendimizin, hükümdârlara gönderdiği elçilerdendir. İsmi, Hatîb bin Ebî Beltea’dır. Ayrıca Amr ismi ile de bilinmektedir. Künyesi Ebû Muhammed veya Ebû Abdullah’tır. Aslen Yemenlidir. Doğum târihi belli değildir. 650 (H. 30) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti.
Genç yaşında Mekke-i mükerremeye gelip, hicretten önce Müslüman oldu. Diğer Müslümanlarla birlikte Medîne’ye hicret etti. Ensârdan (Medîneli Müslümanlardan) Hâlid bin Râhile ile kardeş yapıldı. Bedir Savaşında bulundu.
21 Aralık 2011 Çarşamba
HATT-I HÜMAYUN Nedir? Hakkında Bilgi
HATT-I HÜMAYUN Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Schriftlicher Erlass(m) des Sultans. Fr. Ordre (m) écrit donné par le sultan. İng. Written command from the Sultan. Osmanlılarda pâdişâhlar tarafından herhangi bir iş için çıkarılan yazılı emir. Hatt-ı Şehriyâri ve Hatt-ı şerîf de denilirdi.
Hat, Arapça yazı demektir. Hatları pâdişâhlar kendi el yazıları ile yazdıkları gibi uzun olup da mâbeyn kâtipleri tarafından yazılanlar da vardı. Her ne sûretle olursa olsun pâdişâh nâmına çıkarılan emirlerde hünkârın imzâsı bulunurdu. Osmanlı târihinde pâdişâhların bu yol ile emir vermeleri usûlü, Sultan Üçüncü Murâd Han zamânında başladı. Sultan Üçüncü Murâd Han devrine kadar (1574-1595) vezir veya kazaskerlerin pâdişâhların huzûruna kabul olundukları arz günlerinde, sadrâzamlar tarafından kendilerine arz edilen meseleler hakkında pâdişâh “olsun” veya “olmasın” diye şifâhen düşündüklerini söylerler; Sadrâzamlar bunu kâğıtlara işâret ederek gerekeni yaparlardı.
HAVA KUVVETLERİ Nedir? Hakkında Bilgi
HAVA KUVVETLERİ Nedir? Hakkında Bilgi
Havadan savaşan silahlı kuvvet. Barış zamanında savaş kâbiliyetini en yüksek seviyede muhâfaza ederek düşmanı caydırmak gâyesini güder. Muhârebede, düşmanın hava kuvvetlerini tahrip edip tesirsiz hâle getirmek, kara ve deniz gibi diğer kuvvetlere havadan destek sağlamak gayesiyle kurulmuş askerî teşkilattır.
Türkiye’de Türk Hava Kuvvetlerinin temeli, Harbiye Nâzırı Mahmûd Şevket Paşa tarafından, 1903’te ilk uçağın havalanmasından 8 yıl sonra, 1 Haziran 1911’de Yeşilköy’de atıldı. Bu târih, Türk Hava kuvvetlerinin kuruluş günü olarak kabul edilmiştir. Türk havacılığının temel yapısını oluşturan ilk tesis, Yeşilköy’de inşâ edilen iki uçak hangarı ile uçuş pistinden ibaretti. 1912’de eğitimlerini bitirerek İstanbul’a gelen Fezâ ve Kenan efendiler, yurda dönen ilk pilotlarımızdır ve ilk hava kuvvetlerimizin gücünü teşkil ederler. İlk Uçuş Okulu da, 3 Temmuz 1912’de açıldı. Bu yılın sonunda alınan uçakların toplamı 17’ye yükseldi.
HAVAALANI Nedir? Hakkında Bilgi
HAVAALANI Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Flughafen (m), Fr. Aeroport (m), İng. Airport. İniş ve kalkış pistleri, uçak park yerleri, bakım tamir ve kontrol atölyeleri, uçuş yardımcı sistemlerinin bulunduğu tesisleri ve uçak yerdeyken yolcuların hareketlerine ve eşyalarının taşınmasına gümrük işlemlerinin yapılarak, alışveriş ihtiyaçlarının karşılanmasına ve hatta yerleşim merkezleri ile terminâl arasında yolcuların taşınmasına yarayan tesislerin tamamı.
Bir hava alanının, o bölgedeki hâkim rüzgârlara göre düzenlenmiş en az iki pisti olmalıdır. Bu pistler iniş hâlindeki bir uçağın yere ilk teması esnasında ortaya çıkan ve 45 ton kadar olabilen büyük yükleri karşılıyabilmek için basınca dayanıklı (ön gerilimli) betondan inşâ edilirler. Günümüzde rüzgâr yönü artık birinci derecede önemli değildir. Modern jet uçakları rüzgâr doğrultusu ile 15 derece açı yapan pistlerden faydalanabilir. Ana pistlerden başka; varış yolu, yahut taksirut adı verilen ve uçakların terminal binasına veya bakım ve tâmir tesislerine giden yollar vardır. Bir de geceleri ve görüş şartlarının kötü olduğu zamanlarda kullanılmak üzere ışıklı işâret verme tertibatları mutlaka bulunur.
HAVAİ FİŞEK Nedir? Hakkında Bilgi
HAVAİ FİŞEK Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Rakete (f), Fr. Fusée (f), İng. Rocket. Bayramlarda, şenliklerde, haberleşmede ve askerî birliklerde kullanılan renk renk ışık saçan fişek. Yanıcı madde, mukavvadan veya başka maddeden yapılan bir kovan içine konulduğu gibi bir çubuk ucuna da bağlanabilmektedir. Fitili tutuşturulunca şiddetli ıslık sesi çıkararak yükselir. Havada renk renk kandiller hâlinde dökülenler olduğu gibi fırıl fırıl dönen şekilleri de vardır. Tekerlek mukavva şeklinde hazırlanan, aralıklı fitiller yerleştirilen dönen cinslerine çeşitli şekiller verdirilebilir. Japonlar günümüzde çeşitli devletlerde çok renkli ve şekilli gösteriler düzenlemektedirler.
HAVAİ HAT Nedir? Hakkında Bilgi
HAVAİ HAT Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. 1. Drahtseilbahn (f), 2. Hochverlegte Fernsprechleitung, Oberleitung (f), Fr. 1. Funiculaire; télépherique (m), 2. Caténaire, ligne aérienne (f), İng. Overhead railway. Ulaştırma vâsıtası olarak veya elektrik enerjisini bir yerden diğer bir yere nakletmekte kullanılan direkler arasına çekilmiş hat. Ulaştırma için; mâden, kireç, kömür, çimento ve buna benzer malzemelerin bir yerden başka bir yere taşınmasında kullanılır.
HAVAN Nedir? Hakkında Bilgi
İçinde sert şeyleri dövüp ufalamaya yarıyan ağaç, taş, plâstik veya mâdenden yapılan oldukça çukur ve kalın kap. Aslen Farsçadaki “hâven” kelimesinden gelmedir.
İnsanlar tarafından değişik biçimde yapılanları çok uzun zamandan beri kullanılmaktadır. Havanın târihi Hititler ve Urartulara kadar uzanmaktadır. En güzel örnekleri İslâm metal sanatının işlenmeye başlandığı Karahanlılar, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda görülmektedir. Bilhassa Osmanlılarda Türk geleneklerini temsil eden havan çeşitleri, işlemeli sanat güzellikleriyle meşhurdur. Bilhassa Anadolu’da pek yaygın olarak kullanılan sarı renkteki havanlar pirinçten yapılırdı. Bunun yanında zarîf mermerden yapılanlara da rastlanırdı. Ayrıca eski eczahânelerde yeşim, porselen ve akik gibi taşlardan yapılan havanlar kullanılırdı.
HAVAN TOPU Nedir? Hakkında Bilgi
HAVAN TOPU Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Mörser (m), Fr. Mortier, (m), İng. Mortar. Barutun keşfinden sonra üst açı grubuyla atışlar yapmak üzere îmâl edilen ilk ateşli silâh. Namlusu yerdeki bir tabloya istinat eden, önden veya arkadan doldurulabilen mermi yolu dik toptur. Namlu ağzı veya ilk hızı diğer toplara nisbetle genellikle daha düşüktür. İstanbul’un fethinde ilk defâ kullanılan havan toplarını, Fâtih Sultan Mehmed Han plânlarını ve hesaplarını bizzat kendisi yaparak döktürmüştü. Bugün askerî müzelerde muhâfaza edilen bu toplar; büyüklük, teknik ve yapılış olarak görenleri hayrette bırakmaktadır. Osmanlı Devletinin ilimde, fende ve askerlikte asırlar boyu bırakmadığı birinciliğin sayısız misallerinden biri olan havan topu, askerî birliklerde hâlâ kullanılmakta ve önemini kaybetmemektedir.
HAVARİLER Nedir? Hakkında Bilgi
HAVARİLER Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Apostel, Jünger (m.pl.), Fr. Douze Apôtres (m.pl.), İng. Apostles disciple. Hazret-i Îsâ’nın kendisinden sonra Îsevîliği dünyâya yaymak için eshâbı arasından seçtiği on iki mümin.
Îsâ aleyhisselâmın eshâbı, yâni kendisini görüp de îmân edenler azdı. Çünkü Yahûdîlerin çoğu inanmadı. Îsâ aleyhisselâm da, kendisine inananlar arasından on iki kişiyi seçti. Bunlara; “Allahü teâlânın dînine hizmette ve onu muhâfaza edip korumada kim bana yardımcı olacak?” buyurdu. Hepsi birden; “Bizler, Allahü teâlânın dînine yardımcılarız. Bizler, Hak teâlâ hazretlerine inanıp îmân ettik. Bütün varlığımızla, her şeyimizle Allahü teâlânın dînine yardım edeceğiz, bu yola destek olacağız. Allahü teâlânın dîninin yardımcıları olmamız elbette lâzımdır. Çünkü biz, Allahü teâlâya îmân ettik. O’na îmân ise, O’nun dînine yardımcı olmayı, O’nun sevdiklerini himâye ve müdâfâ etmeyi, Allahü teâlânın dîninin düşmanları ile muhârebe etmeyi îcâb ettirir.” dediler. Bu on iki mümine “Havârî” veya “Ensârullah” denir. Havârî, Allahü teâlânın dîninin yardımcısı demektir. Çoğulu Havâriyyûndur.
HAZAR DENİZİ Nedir? Hakkında Bilgi
HAZAR DENİZİ Nedir? Hakkında Bilgi
Avrupa ve Asya Kıt’aları arasında dünyânın en büyük iç denizi. Eski adı Casprum veya Hyracnıum Mare’dir.
Hazar Denizinin güney kıyılarının bir kısmı İran’a âittir. Geri kalan kısmı Rusya Federasyonu, Türkistan, Kazakistan, Âzerbaycan toprakları içerisindedir. Uzunluğu 1200, genişliği 300 kilometredir. Açık denizlerle irtibatı yoktur. Bu yüzden de su seviyesi devamlı değişir. 1930 ile 1957 seneleri arasında denizin seviyesi normalden 26 m alçaldı. Bunun sonucu kapladığı alan 53.300 km2 azalarak 371.000 km2ye düştü. Su seviyesinin deniz seviyesinden aşağıya düşme sebebi, buharlaşma artarken yağışların da azalmasıdır. Bir de, denize dökülen suların % 80’ini sağlayan Volga Nehrinin sulama ve endüstride kullanılma maksatlarıyla başka yöne kanalize edilmesi mühim bir sebeptir. Su seviyesini normal hâle getirmek için yapılan gayretler netîcesiz kalmıştır. Kuzey kesimi sığdır. Burada mersinbalığı çok çıkar. Bundan bol miktarda havyar elde edilir. En derin yeri 978 m olup, güneydedir. Suyu tuzludur. Ortalama tuz oranı % 0,13’tür. Sülfat oranı da yüksektir. Doğu kıyılarındaki geniş sığ bir bölgede sodyum sülfat yatakları bulunmaktadır. Hazar Denizi kış ayları hâriç ana ulaşım güzergâhıdır. Kuzeydeki sığ kesim kış ayları boyunca donar. Buradaki önemli limanlar Bakü, Kasnovodik ve Volga deltasında Astrakhan’dır. Bunlar arasında demiryolu bağlantısı vardır. İran’a âit kısımda en önemli liman Bender Sah’tır.
20 Aralık 2011 Salı
HAZÎNE VE DIŞ TİCÂRET MÜSTEŞARLIĞI Nedir? Hakkında Bilgi
HAZÎNE VE DIŞ TİCÂRET MÜSTEŞARLIĞI Nedir? Hakkında Bilgi
Devletin dış ticâret politikalarını uygulamak, hazîne, para kredi ve nakit hareketleri ile iç ve dış borçlanma işlemlerini yürütmek için kurulmuş teşkilât. 13.12.1983 târihinde Bakanlar Kurulu karârıyla 188 sayılı Kânun Hükmündeki Kararnâme (KHK) (17.6.1982 târihli ve 2680 sayılı Kânunun verdiği yetkiye dayanılarak), Hazîne ve Dış Ticâret Müsteşarlığı Teşkilât ve Görevlerini belirlemiştir.
Hazîne ve Dış Ticâret Müsteşarlığı kuruluşuna âit 188 ve 232 sayılı Kânun Hükmünde Kararnâmeler, 16.4.1989 târihinde 3274 sayılı kânun ile değiştirilerek kabul edilmiştir. Böylece, Hazîne ve Dış Ticâret Müsteşarlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kânun yürürlüğe girmiş, Hazîne Dış Ticâret Müsteşarlığı, bütün hazîne işlemlerinden, devlet borçlarının yönetiminden sorumlu duruma gelmiştir. Bütçenin uygulanması ve ödenek işlemleri Mâliye ve Gümrük Bakanlığının yetki ve sorumluluğunda kalmıştır. Bütçe uygulamasında, ödenek işlemlerinin, nakit işlemleriyle devâmı ve hazine işlemlerinin bütçe uygulamasının bir parçası olması sebebiyle Bakanlık ve Müsteşarlık arasında sürekli ve etkin bir koordinasyon kurulmuştur.
HAZiNE-İ EVRAK Nedir? Hakkında Bilgi
HAZiNE-İ EVRAK Nedir? Hakkında Bilgi
Osmanlı devlet arşivi. Önceleri sarayda iki evrâk mahzeni vardı. Bunlardan biri Paşakapısı’nda, diğeri de eski Dîvânhâne yeri yakınındaydı. Bütün kânunlar, nizamlar ve mühim emirler âit oldukları kalem defterlerine kayıt olunurlar ve bu defterler dolduktan sonra saraydaki evrâk mahzenine gönderilirdi. Yeni kayıtlar ise Paşakapısı’ndaki (Bâbıâlî’deki) mahzende saklanırdı. 1846 yılından sonra sadrâzamlık (Paşakapısı) arşivi, Hazîne-i evrâk adıyla anılmaya başladı.
Başta pâdişâh olmak üzere, Enderûn-ı Hümâyûnda tam bir disiplin ve âhenkli bir terbiye sistemiyle yetiştirilen üst kademe Osmanlı devlet adamları, tam bir tertip ve düzenle yazdıkları evrâkları usûlüne uygun bir şekilde saklamaya îtinâ gösterirlerdi.
HAZİNE-İ HASSA Nedir? Hakkında Bilgi
HAZİNE-İ HASSA Nedir? Hakkında Bilgi
Osmanlı pâdişâhlarının şahsî gelir ve giderlerine âit işlere bakan teşkilât. Osmanlı Devleti mâliyesinde iki büyük hazîne vardı. Birincisi bütün devlet gelirlerini toplayıp muayyen kânunlarla mahallerine veren ve sarf eden Dîvân-ı Hümâyûn hazînesi yâni dış hazîne (Bkz. Hazîne); diğeri ise, muayyen kânunlarla toplanarak lüzûm ve ihtiyâç hâlinde Dîvân-ı Hümâyûn hazînesine yardım eden iç ihtiyât hazînesi olan hazîne-i hâssa veya diğer ismiyle hazîne-i enderûn. Hazîne-i hâssanın idâresi sarayda bulunduğu için, hazînedâr başının emrinde, Dîvân-ı Hümâyûn hazînesinin idâre ve mesûliyeti ise vazîriâzamın elinde bulunuyordu. Netîcede ise, her iki hazîne de pâdişâha bağlıydı.
Pâdişâhın özel gelirlerinin toplandığı ve Enderûn Mektebi odalarından hazîne koğuşu efrâdınca muhâfaza edilen hazîne-i hâssa, Fâtih Sultan Mehmed (1451-1481) zamânında kuruldu.
HECE VEZNİ Nedir? Hakkında Bilgi
HECE VEZNİ Nedir? Hakkında Bilgi
Bir nazım ölçüsü. Bir şiirdeki mısraların aynı sayıda heceden meydana gelmesi esâsına dayanır. Eskiden buna hesâb-ı benân (parmak hesabı) da denilirdi. Türklerin şiirde asıl olarak kendilerine has ölçüsü hece veznidir.
Hece vezninin mâzisi, en eski Türk edebiyâtı vezinlerine kadar uzanır. Orta Asya devrinden kalma ve İslâmiyetten önceki devirlere âit Türk edebiyâtı örneklerinin ufak tefek aksamalar hâriç hece vezniyle yazıldığı görülür. Türkler, Müslüman olduktan sonra öğrendikleri Arap ve Fars (İran) dilleri ve edebiyatlarından bâzı ilmî, dînî ve içtimâî kelimelerle birlikte, aruz veznini de alarak bu veznin bahirleriyle mükemmel şiirler yazdılar ve bir Türk aruzu meydana getirdiler. Bu bakımdan aruz vezni de millîleşmiş oldu. Ancak bu vezin daha çok büyük şehirlerde, devlet büyüklerinin çevrelerinde ve ilim muhitlerinde kullanılmış, halk içinde yetişen şâirler, asırlar boyu hece vezni ile yazıp söylemeye devâm etmişlerdir. Hece vezni böylece günümüze kadar gelmiş, 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan millî edebiyât cereyanının ve daha sonra gelen şâirlerin tercih ettikleri bir nazım ölçüsü olmuştur.
Hece vezni ile yazılmış bir şiirde, bütün mısralarda aynı sayıda hece bulunur. Heceler, tek tek sayılarak o şiirin hangi hece ölçüsüyle yazıldığı anlaşılır. Hece vezninde bir’li heceden başlayarak 16 ve 20 heceliye kadar yazılanlar olmuşsa da en çok kullanılmışı, en işleği 4+3=7, 4+4+3=11, 6+5=11, 4+4=8’li şekilleridir. Hece vezninde, mısralardaki kelimelerin gruplanışından doğan ayrım yerlerine durak denir.
Durakların ayrılması keyfî olmayıp belli esasları vardır. Mısralar okunurken duraklarda hafifçe durulur. Duraklar hecede âhengin rûhu gibidir. Bu kelimenin bir hecesi bir durakta kalır da diğer heceleri öbür durağa geçerse âhenk bozulur. Bu, şâir için eksiklik ve kusur sayılmasına rağmen bâzı şiirlerde rastlanır. Bu bakımdan kelimelerin duraklara bölünüşü ustalık ve dikkat isteyen bir iştir. Böylece hece vezniyle yazılmış bir şiirin incelenmesinde vezni söylenirken hece sayısının yanısıra durakları da belirtilir. Meselâ:
Bir üs ta da / ol sam çı rak
Bir o lur du / ya kın ı rak
4 + 4 = 8
Bu iki mısraın alındığı şiir, hece vezninin 4+4 duraklı 8’li kalıbıyla yazılmıştır, denir. Bunun gibi:
İh ti da Bağ da da / se fer o lan da
At la dı hen de ği / geç ti genç Os man
6 + 5 = 11
Kayıkçı Kul Mustafa’nın destan tarzında söylediği bu şiir, hece vezninin 6+5 duraklı, 11’li kalıbıyla yazılmıştır denir.
Halk edebiyâtında 4+3=7 ve 4+4=8 hece kalıpları daha çok ilâhî, nefes, semâî ve mânilerde kullanılmış 4+4+3=11 ve 6+5=11’li kalıplar da âdetâ koşmalara has hece ölçüleri olmuştur. (Bkz. Nazım Şekilleri)
Hece vezninin ölçüleriyle duraklarının şu şekilde olması gerekir:
7 heceliler (4+3) olarak 2 duraklı
8 heceliler (4+4) olarak 2 duraklı
10 heceliler (5+5) olarak 2 duraklı
11 heceliler (3+3+3+2) olarak 4 duraklı, yâhut
(4+4+3) olarak 3 duraklı, yâhut
(6+5) olarak 2 duraklı
12 heceliler (6+6) olarak 2, yâhut
(7+5) olarak 2 duraklı
13 heceliler (8+5) olarak 2 duraklı
14 heceliler (4+3+4+3) olarak 4 duraklı, yâhut
(7+7) olarak 2 duraklı
15 heceliler (4+4+4+3) olarak 4 duraklı
16 heceliler (4+4+4+4) olarak 4 duraklı
HEDİYE Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Geschenk (n), Gabe (f), Fr. Cadeau, (m), İng. gift, present. Karşılıksız olarak, bir başkasına mülk olarak verilen mal. Bir kimseye ikrâm olarak götürülen veya gönderilen mala da hediye denir. Türkçede, armağan kelimesi de hediye karşılığı olarak kullanılmaktadır. Hibe de, hediye demektir. Hediye; hibe etmek, bağışlamak, mânâsına gelir.
Hediye, insanlar arasında bir yakınlaşma ve yardımlaşma vâsıtasıdır. Târih boyunca insanlar ellerindeki çeşitli mal ve eşyâları birbirlerine karşılık beklemeden verip hediyeleşmişlerdir. Toplumların din, örf, âdet, gelenek görenek ve ekonomik durumlarına göre çeşitli mal ve eşya hediye metâı olabilmiştir. Bunlar arasında mücevherlerden kumaşa, taştan topraktan mâmul basit eşyâdan hayvanlara kadar hemen her çeşit mal görülür. Hediye, her zaman verilebildiği gibi, bilhassa, bayram, düğün, bir başarı vs. gibi vesilelerle verilir. Bâzı memleketlerde, böyle zamanlarda hediye vermek, an’ane hâlini almıştır. Bilhassa Müslüman Türkler arasında hediyeleşmek, mühim bir örf ve âdettir.
HEİSENBERG, Werner Karl Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HEİSENBERG, Werner Karl Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Atomun yapısı ile alâkalı çalışmaları ile tanınmış, kuantum mekaniğinin kurucusu olan Alman fizikçisi. 1901’de Würzburg’da doğdu. 1 Şubat 1976’da Münih’te vefât etti.
Münih Üniversitesinde Arnold Sommerfeld ile berâber araştırmalar yaptı. Daha sonra Max Born, David Hilbert ve Niels Bohr gibi meşhur fizikçilerle çalıştı. Heisenberg (1925’te) ve Evwin Schrödinger (1926’da) ayrı ayrı atomun kuvantum (dalga) mekaniğini farklı olarak, fakat matematik yönünden eşit şekilde formüllendirdiler. Bunların teorileri 1928 senesinde İngiliz teori fizikçisi Pal Dirac tarafından genişletilip geliştirildi. 1927’de Leipzig Üniversitesi fizik profesörlüğüne tâyin edildi. Aynı yıl meşhur belirsizlik prensibini ortaya koydu.
HEKİMOĞLU ALİ PAŞA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HEKİMOĞLU ALİ PAŞA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Osmanlı sadrâzamı. Venedikli mühtedîlerden (İslâmı kabul eden) Hekimbaşı Nuh Efendinin oğlu olup, Haziran 1689’da dünyâya geldi. İyi bir eğitim gördükten sonra Sultan Üçüncü Ahmed Han zamânında hassa silahşörlüğü ile saraya alınıp, sonra da dergâh-ı âlî kapıcıbaşıları arasına katıldı. 1713’te Zile voyvodalığına tâyin olunan Ali Bey, 1719’da Nevşehirli Dâmâd İbrâhim Paşanın sadâreti zamânında beylerbeyi pâyesi ile Türkmen ağası, 1722’de Rumeli pâyesi ile Adana Vâlisi oldu. Bu görevdeyken çevredeki birçok aşîretin elebaşlarını sindirerek güvenliği sağlayıp, haklı bir ün kazandı.
1724’te tâyin edildiği Haleb vâliliği sırasında serasker Köprülüzâde Abdullah Paşa maiyetinde doğu seferine memur edildi. Ali Paşa, Tebriz’in alınmasında büyük gayret gösterdi. 1725’te vezirlik rütbesi verilip birkaç gün sonra Anadolu Beylerbeyi ve bilâhare hastalığından dolayı vazîfesinden istifâ eden Abdullah Paşa, Temmuz 1726’da doğu serdarlığı ile Tebriz muhâfızlığına getirildi.
HEMİNGWAY, Ernest Miller Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HEMİNGWAY, Ernest Miller Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Amerikan roman ve kısa hikâye yazarı. Yirminci yüzyılın en çok tanınan yazarlarından biridir.
Şubat 1899’da Chicago yakınlarındaki Oak Park şehrinde doğdu. Babası Dr. Clarence Hemingway, oğlunun hayatında ve izlediği yolu seçmesinde büyük ölçüde tesirli oldu. Michigan Gölündeki balık avları ve çocukluğunda başından geçen hâdiseler onun ilk ilham kaynaklarıdır. İlk yazıları ise Ring Lardner’i taklid ederek Okul Gazetesine yazdığı fıkralardı. Koleji bitirince memleketinden ayrılarak Kansas’taki City Star Gazetesine girdi. Buradaki çalışmalarının yazarlık şahsiyetini şekillendirmesinde büyük tesiri oldu.
HEMMAM BİN MÜNEBBİH Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HEMMAM BİN MÜNEBBİH Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Tâbiîn’in meşhûrlarından. İsmi, Hemmâm bin Münebbih bin Kâmil olup, künyesi Ebû Ukbe’dir. Aslen Yemenli olduğu için Yemânî, San’a şehrinden olduğu için San’ânî, İslâmiyetten önce Yemen’e gelip yerleşen İranlıların soyundan olduğu için de El-Ebnâî nisbeleriyle bilinir. Doğum yeri ve târihi kesin bilinmemekte ve hayâtı hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmamaktadır. 749 (H.131)da vefât ettiği rivâyet edilmektedir.
HERSEKLİ ARİF HİKMET Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HERSEKLİ ARİF HİKMET Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Osmanlı şâirlerinden. 1839 senesinde Hersek’in Mostar kazâsında doğdu. Babası Zülfikâr Nâfiz Paşadır. Hersek’te tahsile başladı. Dedesi ve babası ölünce Bosna’ya taşındı. Tahsil için İstanbul’a geldi. Özel hocalardan sarf, nahif, mantık, meânî, beyân dersleri aldı. Tahsilden sonra ilk olarak sadrâzamlık özel kalem müdürlüğünde vazîfe aldı. Yedi-sekiz sene çalıştıktan sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 1868 senesinde Adliye Nezâretinde çalışmaya başladı. 1883 senesinde Erzurum Asliye Hukuk Mahkemesi reisliğine, bir müddet sonra da Bursa Bidâyet Mahkemesi reisliğine tâyin edildi. Bursa’da üç sene kalan Ârif Hikmet Bey, annesi ölünce istifâ ederek, İstanbul’a geldi. Bir müddet sonra aynı görevle Manastır, Yanya ve Kastamonu’ya gönderildi. 1897 senesinde Derseâdet İstinâf Mahkemesi âzâlığına, 1900’de İstinâf Hukûk Mahkemesi Siyâseti, 1901’de Mahkeme-i Temyiz âzâlığına terfî etti. 1903 târihinde Şehzâdebaşı’nda öldü. Topkapı Mezarlığına defnedildi.
HESS, Rudolpf Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
HESS, Rudolpf Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Hitlerin yardımcısı olan Alman Nazi lideri. 26 Nisan 1894’te Mısır-İskenderiye’de doğdu. 17 Ağustos 1987’de Batı Berlin’de öldü. Mısır’da yaşayan bir Alman tüccarının oğlu olan Hess, on dört yaşına kadar bu ülkede kaldı.
1908’de eğitimi için Almanya’ya geldi. Birinci Dünyâ Savaşında Alman ordusunun önce kara, sonra da hava kuvvetlerinde bulundu. Savaştan sonra Münih Üniversitesinde öğrenim gördü. Üniversite yıllarında milliyetçi hareketlere katıldı. 1920’de Nazi Partisine girdi. Kısa sürede Hitler’in yakın dostu ve güvenilir adamı oldu. 9 Kasım 1923’te başarısızlıkla sonuçlanan Birahane Darbesine katıldı. Avusturya’ya kaçtı. Sonra ülkesine dönerek teslim oldu. Landsberg Hapishânesinde tutuklu bulunduğu sürede Hitler’in Kavgam adlı eserinin hazırlanmasına yardımcı oldu.
HEYBE Nedir? Hakkında Bilgi
Kıl, yün ve kendir lifinden dokunarak içine çeşitli şeyler konup, bir yerden bir yere taşımaya yarayan iki gözlü ev eşyâsı.
Heybe omuza veya at, eşek, bâzı bölgelerde de öküz sırtına konabilir. Heybenin iki gözü arasındaki kısmın ortası ekseriyetle yarık olur. At veya merkebin veya katırın sırtındaki eyerin kaşına takılıp, iki gözü yanlardan aşağı sarkıtılarak dengeli durması sağlanır. Omuz heybeleri ise daha küçük olup, delik kısmından boyuna geçirilir.
HEYKEL VE HEYKELCİLİK Nedir? Hakkında Bilgi
HEYKEL VE HEYKELCİLİK Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Statue Skulptur (f), standbild (n) und Bildhauerkunst (f), Fr. Statue (f) et sculpture (f), İng. Statue and sculpture. Ağaç, tunç, taş, pişmiş toprak, alçı vb. maddelerle insan ve hayvanı üç buutlu (boyutlu) olarak ortaya koyma, resimlendirme. “Heykel” kelimesi daha ziyâde, vücudunun bütün organları tam yapılan canlılar için kullanılır. İnsan bedeninin bir kısmını ifâde ederse, buna “büst” denir. Bu işleri kendisi için sanat hâline getirenlere ise “heykeltraş” adı verilir.
Heykel ve heykelciliğin târihçesi: Heykel ve heykelciliğin târihi eski zamanlara kadar uzanır. Dünyânın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, mâden vs. gibi çok çeşitli malzemeden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır. Bunlar ve diğer heykeller üzerinde yapılan incelemelerden, heykellerin büyük bir kısmının çeşitli kavimlerin ilâh olarak tanıdıkları varlıkları tasvir ettikleri, bâzılarının kral-kraliçe gibi hükümdâr âilelerini, kahramanları ve kahramanlık olaylarını, bilim, sanat ve sporda meşhur olmuş kimseleri, bir kısmının da çeşitli insan ve hayvanları tasvir ettikleri anlaşılmıştır. Târihî araştırmalar, ilk heykelin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında herhangi bir netîce vermemektedir.
19 Aralık 2011 Pazartesi
IRAK Nedir? Hakkında Bilgi
IRAK Nedir? Hakkında Bilgi
-
DEVLETİN ADI Irak Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ Bağdat
NÜFÛSU 18.838.000 (1993)
YÜZÖLÇÜMÜ 438.317
RESMÎ DİLİ Arapça
DÎNİ İslâm (% 95), Hıristiyan (% 5)
PARA BİRİMİ Dinar
Irak Târihi
Irak Târihi
Irak’ın bulunduğu Mezopotamya bölgesi dünyânın ilk önemli yerleşim merkezlerinden biridir.M.Ö. 7. yüzyıla kadar Sümer-Akad, Bâbil ve Asurların elinde kalmış, bu târihte ise Perslerin eline geçmiştir. Bölgede İslâmiyetten önceki Araplar da Main,Sebai ve Himyeri devletlerini kurdular. İslâmiyetin doğuşu ve hızla gelişmesi ile birlikte Müslümanlar uzun süre bölgeye hâkim oldular.Müslümanların dördüncü halîfesi hazret-i Ali’nin kabri Necef’tedir.Oğlu hazret-i Hüseyin de burada Kerbelâ’da şehid olmuştur.İmâm-ı A’zâm Ebû Hanîfe,Ahmed bin Hanbel, Abdülkâdir Geylânî gibi büyük âlim ve velîler Bağdat ve Kûfe’de yetişmişler, insanlığa ilim ve hikmet yaymışlardır. Bu üç zâtın türbesi hâlen Bağdat’tadır.
Irak Fizikî Yapı
Irak Fizikî Yapı
Irak fizikî yapı bakımından genelde dört bölgeye ayrılır:Bunlar, kuzey ve kuzeydoğuyu kaplayan dağlık bölge; bu bölgenin güneyinde yeralan,Basra Körfezi kıyısındaki bataklıklar; güney ve batıdaki çöllerle sınırlanmış olanMezopotamya arâzisi ve Ürdün, Suudî Arabistan, Güney Suriye sınırlarına yakın bölgelerden başlayarak komşu ülkelerin içlerine doğru uzanan step ve çöllerdir.Ülkenin en büyük platosu kuzeyde bulunan Cezire’dir.Yine kuzeydeki Alp-Himalaya dağ dizisi üyeleri Zagros Dağları Irak’ın en yüksek bölgeleri olup, 5605 m’ye kadar yükselirler. Dicle ve kolları, Fırat,Irak ve Mezopotamya’nın hayat kaynağıdır. Bu iki ırmak bölgeyi suladıktan sonra,Basra Körfezine 150 km kala Şattülarap su yolunda birleşirler. Bu yol Irak’ın en önemli limanı olanBasra’yı körfeze bağladığından çok önemlidir. Dicle ve Fırat yüzyıllardan beri Türkiye ve Suriye’den, Irak’ın kuzeyinden taşıdıkları topraklarla denizi doldurarak Aşağı Mezopotamya’nın ucundaki deltanın alüvyonal özellikte çok verimli bir ova hâline gelmesine sebep olmuşlardır. Ülkenin diğer önemli akarsuları Büyük Zap, KüçükZap ve Uzuym nehirleridir. Ülkede çok sayıda göl bulunmasına rağmen, tam bir göl özelliği göstermezler. Bir çoğu yağmur suyu ile dolan sathî (yüzeysel) çukurluklardır. Basra Körfezine yakın göllerin çoğu da sazlarla kaplı bataklıklar hâlindedir. Irak’ın en büyük gölü Şattülarap su yolu ile Fırat Nehri arasındaki Hürülhammar Gölüdür.
Irak İklimi
Irak İklimi
Irak’ta iklim kış-yaz mevsimleri ve güney-kuzey bölgeleri arasında büyük değişiklik gösterir.Yaz mevsimi güneyde uzun, sıcak ve kuraktır.Sıcaklık bölgede ortalama 46°C’yi bulur. Kuzeyde ise serince ve kısa sürer. Kış mevsimi ise güneyde kısa sürer ve serin geçer.Kuzey bölgelerde ise kış çok karlı ve uzundur. Bu bölgelerde kış aylarındaki sıcaklık ortalaması sıfırın altındadır. Yağış ise ülke genelinde kış aylarında olur.Mezopotamya’da senelik ortalaması 178 mm olan yağış, dağlık bögelerde 1016 mm’yi bulur.Yağışlar güneyde yağmur, kuzeyde kar şeklinde olur.Çöl bölgelerinde ise ancak dünyâ çapında büyük bir kış olduğu zamanlarda kısa süreli yağışlar tesbit edilmiştir.
Irak Tabiî Kaynaklar
Irak Tabiî Kaynaklar
Irak bitki örtüsü bakımından da iklime bağlı olarak bölgelere göre dağişiklik gösterir. Dağlık bölge, yamaçlarda çam, meşe, fıstık ağaçları, daha yukarılarda diken ve çalılıklarla kaplanmıştır.Suriye sınırı yakınlarındaki kısımlarda bir iki yıllık cılız bitkilere rastlanır.Güneydeki steplerde bozkır bitkileri, çöllerde ise dikenli bitkiler görülür. Aşağı Mezopotamya’nın bir kısmı ve Basra Körfezi kıyısı bataklık özelliği gösterdiğinden buralar söğüt, kavak ağaçları, yeşillikler, su otları ve sazlarla kaplıdır.
Ülkedeki vahşî ve yabânî hayvanların en bol bulunduğu yerler dağlardır. Buralarda çakal, sırtlan ve yabânî tavşana rastlanır.Çöllerde çölyılanı, çölfâresi, Dicle ve Fırat gibi büyük ırmak boylarında ise kurbağa, yılan ve yabânî ördek görülür.
Irak Nüfus ve Sosyal Hayat
Irak Nüfus ve Sosyal Hayat
Irak, ender rastlanacak bir târihe sâhib olduğundan ülke nüfûsunu meydana getiren gruplar da kendisine has özellikler gösterir. Birinci Dünyâ Savaşı sırasında 2,5 milyon olan ülke nüfûsu % 35’lik artış oranı ile günümüzde 17.215.000’e ulaşmıştır.Halkın % 80’i Araptır. Geri kalan % 20’lik kısmı, kuzey bölgelerde yaşayan Kürtler,Kerkük ve Musul’daki Türkler ve çeşitli yerlerde yerleşmiş bulunan Ermeni, Yahûdi, Yezîdi, Süryâni ve Asurî azınlıklar teşkil eder. Türkler okullarında Türkçe öğretim yapabilme, diğer azınlıklar da bâzı konularda özerk davranabilme hakkına sâhiptir. Arapça resmî dil olması ve halkın büyük çoğunluğunun Arap olması sebebiyle en çok konuşulan lisandır.IrakArapçası yazıda modern, telaffuzda mahallî sitili benimsemiştir. Arapçayı, sırasıyla Kürtçe, Türkçe ve Ermenice tâkip eder.İngilizce ise en çok kullanılan batı lisanıdır.
Irak Siyâsî Hayat
Irak Siyâsî Hayat
Irak, tek partili cumhuriyet sistemi ile yönetilmektedir.Ülke idâresinin görüşüldüğü 250 kişilik bir meclis vardır. Seçimler tek parti ve tek liste ile yapılır.Cumhurbaşkanı 1968 ihtilâlini yapan Devrim Komuta Konseyinin başkanlığına 1979’da getirilen Saddam Hüseyin’dir.
Irak Ekonomisi
Irak Ekonomisi
Tarım: Irak petrolünün keşfine kadar, ülke tamâmen bir tarım ülkesi idi. Tarım eskisi gibi olmamakla berâber bugün de önemini korumaktadır.Petrolden elde edilen gelirin büyük bir bölümü tarımın modernizasyonunda kullanılır. Tarım arâzileri genelde Mezopotamya bölgesi ve büyük ırmaklar boyunda toplanmıştır. Ancak buralardaki yüksek vasıflı topraklardan gerektiği kadar faydalanılmamaktadır. Ülkenin 430.000 km2’ye yakın olan arâzisinin % 43’ü tarıma elverişli olmasına rağmen, ancak % 8’inden düzenli olarak faydalanılmaktadır.
Irmak boylarındaki vâdiler ve kuzeydeki yaylalar daha çok tahıl, tütün ve meyve üretimine elverişlidir. Daha güneydeki bölgelerde ise buğday, arpa, mısır, pirinç, susam, fındık, sebzeler, meyveler, tütün ve afyon yetişir.Hurma hemen hemen bütün bögelerde yetişen millî bir üründür.Irak tek başına dünyâ hurma üretiminin yüzde yetmiş beşini karşıladığından, hurma ekonomiye en büyük katkısı olan tarım ürünüdür.
IRK-IRKÇILIK Nedir? Hakkında Bilgi
IRK-IRKÇILIK Nedir? Hakkında Bilgi
Alm. Rasse (f), Fr. race (f), İng. race. Irsî yol ile atalarından kendilerine geçen genetik, biyolojik vasıf ve karakterler gösteren insanlar topluluğu. Irk kelimesine biyolojik bir terim de denilebilir. İnsan ırklarının renk ve fizikî şekil esas alınarak birbirlerinden üstünlüğünü temel alan felsefeye de “ırkçılık” denilmiştir.
Irk terimi, zooloji ve botanikte son derece açık ve anlaşılabilir olmasına rağmen, insan topluluklarının sınıflandırılmasında çok karmaşık bir durum kazanır. Bu sebeple de insan ırkları bâzan boylarla, milletlerle, hattâ dil gruplarıyla karıştırılır. İnsanoğlu yeryüzünün her tarafında yaşamıştır. Mevcut şartlar ve aradan geçen uzun yüzyıllar, topluluklar üzerinde çeşitli tesirlerde bulunmuş, bunların fizîkî yapısında değişiklikler meydana getirmiştir.
IRVING, Washington Kimdir? Hayatı ve eserleri Hakkında Bilgi
IRVING, Washington Kimdir? Hayatı ve eserleri Hakkında Bilgi
Memleketinde olduğu kadar başka ülkelerde de şöhret bulan Amerikan yazarı. 1783 yılında New York’ta doğdu.
Eserleri bugün eskisi kadar okunmamaktadır, fakat hikâye ve denemelerini sevenler çoktur. Onun yazılarından hoşlananların çoğu, eserlerindeki mizah yanında, o zamanki dünyâ ve olaylar hakkında önemli, doğru açıklamalar bulmalarından kaynaklanmaktadır. Yazar, gençliğinde şiir ve seyahatnâmelerden büyük bir zevk alır, okuldan nefret ederdi. Kardeşleri onu 1804 senesinde Avrupa’ya gönderdi. Fransa, İtalya ve İngiltere’yi gördükten sonra 1806’da Amerika’ya geri döndü. Bu seyâhat onun bilgi, görgü ve kültürünü daha da arttırdı. 1807 yılında kardeşi ve kayınbiraderiyle Salmagundi adlı dergiyi yayınladı. Bu dergi İngiltere’de çıkan Spectator’ı andıran, içinde deneme ve skeçler bulunan bir peryodiktir.
İBN-İ BATTUTA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
İBN-İ BATTUTA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Meşhur seyyâh ve fıkıh âlimi. İsmi, Muhammed bin Abdullhah bin Muhammed bin İbrâhim et-Tancî olup, künyesi Ebû Abdullah’tır. 1303 senesinde Kuzey-Batı Afrika (Fas) şehirlerinden Tanca’da doğdu. Doğum yerine nisbetle Tancî denildi.
İbn-i Battûta, küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Temel din bilgilerini ve yardımcı ilimleri öğrendi. Mâlikî mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim oldu. Tanca’da tahsilini tamamladıktan sonra, 14 Haziran 1325 târihinde yirmi iki yaşındayken, hacca gitmek için memleketinden ayrıldı. Yolculuğunda, uğradığı yerlerdeki câmileri, medreseleri ve türbeleri ziyâret edip, halka vaaz ve nasîhatte bulundu. Gittiği beldelerin ileri gelenleriyle ve meşhur kimseleriyle görüştü. Çok alâka ve iltifât gördü. Bu seyâhati onda diğer İslâm memleketlerini gezmek hevesini uyandırdı. Bu maksadla yirmi dokuz sene süren üç ayrı seyâhate çıktı.
İBN-İ BAYTAR Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
İBN-İ BAYTAR Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
On üçüncü yüzyıldaEndülüs’te yetişen büyük Müslüman botanik âlimi ve eczâcı. İsmi, Abdullah bin Ahmed el-Mâlikî olup, künyesi Ebû Muhammed’dir. Bitkiler üzerindeki çalışmaları sebebiyle “A’sâb” (Botanik bilgini) lakabıyla bilinir. Endülüs’ün bir sâhil şehri olan Malaka’da doğdu. Doğum târihi belli değildir. Babası baytar, yâni veteriner olduğu için İbn-i Baytâr adıyla meşhur olmuştur.
İbn-i Baytâr, meşhur âlim Ebü’l-Abbâs Ahmed bin Muhammed’den ilim öğrendi. Hocası ile berâber Sevilla çevresinde bitki nümûneleri toplamak için dolaştı. Yirmi yaşından îtibâren, Yunan, Rum ve İslâm âlemindeki beldeleri dolaştı ve çeşitli otların husûsiyetleri hakkında bilgi ve tecrübe sâhibi olan Müslümân ve gayri müslim bilginlerle görüştü. Gezip gördüğü yerlerdeki bitkileri yerinde inceledi. İncelediği bitkinin, yetiştiği beldeyi ve toprağı, o bitkinin büyümesinde tesiri olan diğer durumları tedkik etti. Bu seyâhatine Kuzey Afrika’dan başladı. Fas, Tunus, Cezâyir, Trablus civârında araştırma yaptıktan sonra deniz yoluyla Antalya’ya geldi. Daha sonra İtalya ve
İBN-İ BENNA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
İBN-İ BENNA Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
On üçüncü ve on dördüncü asırda Fas’ta yetişen büyük Müslüman matematik ve din âlimi. İsmi, Ahmed bin Muhammed bin Osmân el-Ezdî el-Merrâkûşî olup, künyesi Ebü’l-Abbâs’tır. Babası mîmâr olduğu için mîmâroğlu anlamında İbn-i Bennâ ünvânıyla meşhur oldu. 1256 (H.654) senesinde Kuzeybatı Afrika’da bulunan Merrâkûş’ta doğdu. 1321 (H.721) senesinde orada vefât etti. Kabri Bâb-ı Ahmed hâricindedir.
Doğum yeri olan Merrâkûş’ta lisan, fıkıh, hadis, matematik, astronomi ve tıb ilimlerini öğrendikten sonra, Fas’a giderek, tabip El-Mirih’ten, matematikçi İbn-i Hacla’dan, astronomi âlimi İbn-i Mahlûf’tan ders aldı. Evliyânın büyüklerinden olan Ebû Zeyd Abdurrahmân el-Hazmîr’in sohbetlerinde bulundu. Merînî sultanları tarafından Fas’a dâvet edildi. Orada ders verip talebe yetiştirdi.
İBN-İ CEVZİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
İBN-İ CEVZİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
On ikinci yüzyılda yetişmiş, tefsîr, hadîs, fıkıh âlimi ve târihçi. İsmi Abdurrahmân bin Ali bin Muhammed’dir. Künyesi Ebü’l-Ferec’dir. Büyük dedesi Câfer el-Cevzî’ye âit El-Cevzî nisbetinden dolayı, İbn-i Cevzî diye meşhur olmuştur. Soyu Ebû Bekr-is-Sıddîk’a dayanmaktadır. 1114 (H.508) ile 1202 (H.597) seneleri arasında yaşamıştır. İbn-i Cevzî’yi, İbn-i Teymiyye’nin talebesi İbn-i Kayyîm el-Cevziyye ile karıştırmamalıdır.
İBN-İ CEZERİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
İBN-İ CEZERİ Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgi
Kur’ân-ı kerîm’in okuma kâidelerini anlatan kırâat ilmi âlimlerinden. İsmi, Muhammed bin Muhammed’dir. Dedelerinden bir tânesinin ismine nisbetle İbn-i Cezerî diye meşhur olmuştur. Künyesi, Ebü’l-Hâyr, lakabı Şemseddîn’dir. 1350 (H.751) senesinde Şam’da doğdu. 1429 (H.833) senesinde Şîrâz’da vefât etti.
Küçük yaştan îtibâren ilim tahsiline başlayan İbn-i Cezerî, on dört yaşındayken Kur’ân-ı kerîm’in tamâmını ezberledi. Bir müddet hadis ilmi öğrendikten sonra, Kur’ân-ı kerîm’in muhtelif kırâat (okuma) usûllerini tahsile başladı. On sekiz yaşındayken Kırâat-i Seb’ayı (yedi okuyuş usûlünü) öğrendi. Hac ibâdeti için Mekke’ye, oradan da Kâhire’ye gitti. Oradaki kırâat âlimlerinden çeşitli kırâat şekillerini öğrendi. Sonra Şam’a gidip, oranın âlimlerinden hadis ve fıkıh ilmini öğrendi. Tekrar Mısır’a gidip, fıkıh, fıkıh usûlü ve edebî ilimleri tahsil ettikten sonra, İskenderiye’ye geçti. Pekçok âlimden ilim tahsil etti ve hadîs-i şerîf dinledi. Kendisine, Şeyh Ziyâüddîn ve Şeyhülislâm Şirâcüddîn Bülkînî tarafından, fetvâ vermek husûsunda icâzet (izin) verildi. Sonra Kur’ân-ı kerîm okutmakla meşgul oldu. Şam’daki çeşitli medreselerde kırâat ilmi okuttu. Birkaç kere Mısır’a gidip geldi. Bir ara Şam kâdılığı vazîfesine getirildi. 1395 senesinde Mısır ve İskenderiye üzerinden deniz yoluyla Anadolu’ya, Bursa’ya geldi. Osmanlı Pâdişâhı Yıldırım Bâyezîd Han kendisine çok iltifât edip ihsânlarda bulundu. İbn-i Cezerî’nin şöhreti her tarafta duyulup, Bursa’dan ve diğer şehirlerden pekçok kimse gelerek, ondan kırâat ilmini öğrendiler.