Entelektüel Sermayenin Firma Değeri Üzerine Etkisi
GİRİŞ
Küreselleşen dünyamızda firmalar sadece maddi güçleriyle değil, ürettikleri bilgi ve teknoloji ile gerçek güç haline gelebilmektedirler. Bu sebeple "bilgi ve zeka "rekabet gücüne sahip, kendisini sürekli yenileyen çağdaş işletmelerin sahip oldukları en temel varlıklarından birisi olmuş ve 1990’lı yılların başlarından bugüne değin, rakip firmalara karşı rekabet avantajı elde edilmesinde, firmanın büyümesinde ve yeniliklerin yapılmasında pekçok işletme entelektüel sermayenin stratejik bir faktör olduğunun farkına varmışlardır. Bunun bir sonucu olarak da entelektüel sermaye popülaritesini artırmış ve işletmeler diğer sermaye yatırımlarına oranla bilgi tabanlı donanım ve ekipman yatırımlarına daha fazla fon ve zaman ayırmaya başlamışlardır (William, 1998:9). Bu dönemde bilgi; üretilen satılan ve satın alınan şeylerin asıl bileşeni durumuna gelmiş olup, entelektüel sermayeyi geliştirmek, paylaşmak, satmak bireylerin, işletmelerin ve ülkelerin önemli ekonomik sorumluluklarından biri durumuna gelmiştir (Stewart, 1997:13).
İşletmelerin varlık ve sermaye yapılarına da yansıyan bu gelişmeler entelektüel sermaye yönetiminin özellikle de uluslararası şirketlerde ve özel sektör firmalarında eskiye oranla daha fazla önem kazanmasına yol açmıştır. Entelektüel sermaye, firmaların piyasa değerinin defter değerinin üstünde olmasını sağlayan bir faktör olarak karşımıza çıkmakla birlikte, günümüzde kullanılan muhasebe sistemleri ile bu sermayenin ölçülmesi kaydedilmesi ve analiz edilmesi mümkün olmamakta olup, firmaların bilançolarına yansımamasına karşın, işletmeler için en fazla katma değeri entelektüel sermaye yaratmaktadır.
Çalışmanın birinci bölümünde entelektüel sermaye tanımlanıp, türleri ve ölçüm yöntemleri üzerinde bilgi verilmeye çalışılmış, ikinci bölümde de değer kavramı ve entelektüel sermaye ile firma değeri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma, incelenen konuların genel bir değerlendirmesini içeren sonuç bölümü ile tamamlanmıştır.
1. ENTELEKTÜEL SERMAYE
Entelektüel Sermayenin Tanımı, Gelişimi ve Özellikleri
Entelektüel sermaye terimi ilk kez 1975 yılında Michael Kalecki tarafından kullanılmıştır. Kalecki makalesinde "Acaba kaçımız son on yılda elde ettiğimiz entelektüel sermayenin farkındayız" ifadesini kullanmıştır. Günümüzdeki anlamıyla entelektüel sermaye kavramı ise, Thomas Stewart’ın 1991 yılında kaleme aldığı "Beyin Gücü" adlı makalesi ile gündeme taşınmıştır. Daha sonra 1993 yılında OECD tarafından yapılan çalışmada da işletmenin maddi olmayan varlıkları yapısal sermaye (organizasyonel sermaye) ve insan sermayesi olmak üzere iki kategoride incelenmiş ve entelektüel sermaye kavramı da bu iki sermaye türünün ekonomik değeri olarak ifade edilmiştir. Bu çalışmada yapısal sermaye kategorisi altında; işletmenin faydalandığı yazılım sistemleri, dağıtım şebekeleri ve tedarik zincirleri ele alınırken, insan sermayesi kategorisi altında da; işletme dahilindeki insan kaynakları ile işletme dışında yer alan müşteriler ve tedarik kaynakları incelenmiştir. Stewart, 1997 yılında entelektüel sermayeyi; değer yaratmak amacıyla kullanılabilecek bilgi, deneyim ve entelektüel varlıklar gibi her türlü entelektüel materyal olarak tanımlamıştır (Stewart, 1997:19). Anna Brooking’e göre ise, entelektüel sermaye işletmenin faaliyet sürdürebilmesini sağlayan maddi olmayan varlıkların tümüdür (Brooking, 2000:12). Leif Edvinsson’da yaptığı bir çalışmasında entelektüel sermayeyi; değere dönüştürülebilen bilgi olarak ifade etmiştir (Edvinsson, 2000). Ekonomistler ise, entelektüel sermaye kavramının ana unsurunu oluşturan bilgiyi toprak, işgücü, sermaye ve enerji gibi üretim faktörleriyle eş tutarak, sürekli olarak zenginleştirilmesi, desteklenmesi ve mümkünse de muhasebeleştirilmesi gereken önemli bir organizasyonel kaynak olarak nitelendirmektedirler.
Entelektüel sermaye, basit ve genel bir tanımlamayla bir işletmenin veya kuruluşun sahip olduğu biriktirilebilir bilgi olarak ifade edilebilmektedir. Bu bilgi birikimi bireylere has ve diğer bireylerce algılanması zor olan kişisel bilgilerden ve işletme çalışanları tarafından işletme yapısının sunduğu olanaklar çerçevesinde kullanılabilen açık bilgilerden meydana gelmektedir (Nonaka ve Takeuchi, 1995:12). Bir başka tanımda da entelektüel sermayeyi, işletmenin işlevlerini sürdürebilmesine olanak sağlayan maddi olmayan varlıkların tümünün oluşturduğu ifade edilmektedir (Önce, 1999:2).
Geleneksel entelektüel sermaye karmasının unsurlarını; insan sermayesi, yapısal sermaye ve ilişkisel sermaye oluşturmaktadır. Entelektüel sermaye konulu çalışmaların hız kazanması sonucunda, yukarıda belirtilen geleneksel entelektüel sermaye karmasına, rekabetçi sermaye unsurunun da ilave edilmesinin gerekli olduğu kimi yazarlarca belirtilmektedir. Bu yeni kavram, geleneksel entelektüel sermaye karması içerisinde henüz doğrudan yer almamakla birlikte, firmalara üçlü entelektüel sermaye karması unsurlarından elde ettikleri bilgilerin dışında, daha farklı bilgiler elde etme olanağı sunmaktadır.
• İnsan sermayesi: İnsan sermayesi, entelektüel sermaye modellerinin temel bileşeni olarak kabul edilmektedir. İşletme çalışanlarının bireysel olarak kendilerine verilen görevleri yerine getirebilmeleri için sahip oldukları ve kullandıkları bilgilerin, yeteneklerin, becerilerin ve yaratıcılık özelliklerinin bir araya toplanmış halidir. Bu sermaye türü işletmenin sahip olduğu değerleri, işletme kültürünü ve felsefesini de kapsamaktadır. Personel transferi, personel geliştirme ve eğitim çalışmaları sonucunda insan sermayesinin artırılmasına paralel olarak işletmelerin verimliliği artmakta, kaynaklarının daha etkin bir şekilde kullanılması sonucunda da günümüz işletmeleri her geçen gün ağırlaşan rekabet şartlarına daha kolay adapte olabilmektedirler. Bununla birlikte, ölçülmesi ve hesaplanması bakımından insan sermayesi unsuru entelektüel sermaye karmasının en sorunlu kısmını meydana getirmektedir ( Lynn, 1998:119).
• Yapısal Sermaye: Yapısal sermaye, işletme çalışanlarının verimliliğini destekleyen organizasyonel yapı, donanım, yazılım, veri tabanları, üretim sistemleri, patentler, marka ve diğer benzer şeyleri içermektedir. Bir başka ifadeyle yapısal sermaye, işletme çalışanlarının mesailerini tamamlayıp evlerine döndüklerinde ofislerinde bıraktıkları bütün unsurları kapsamaktadır. Her firmanın kendine özgü bir yapısal sermayesi bulunmakta olup, bu sermaye firma çalışanları tarafından paylaşılmaktadır. Firmadaki yapısal bilgiler iyi bir biçimde muhafaza edilerek, tekrar kullanmak için gerekli olduğunda kolayca bulunabilmeli ve böylece de bu bilgilerin şirketten ayrılan personele bağlı olarak değişmesine ve kaybolmasına izin verilmemelidir (Büyükozan, 2002:37). Sonuçta yapısal sermaye işletme tarafından sahiplenilebilmekte, dolayısıyla da işletmenin ticari yapısı içerisinde kolaylıkla fark edilebilmektedir.
İlişkisel Sermaye: İlişkisel sermayenin konusunu işletmenin dış çevresiyle kurmuş olduğu ilişkiler oluşturmaktadır. Müşteriler, işletmenin tedarik kaynakları, yatırımcılar ve ortaklar gibi işletme yapısını dolaylı yoldan etkileyen dışsal unsurlar işletmenin dış çevresini oluşturmaktadır. İşletmenin dış çevresindeki sektörel ve coğrafik özellikler ilişkisel sermaye yapısını da önemli ölçüde etkilemektedir. İşletmeler, bu harici unsurlardan elde ettikleri bilgiler ışığında entelektüel sermaye yapılarını güçlendirerek daha verimli ve daha üretken olabilmektedirler.
• Rekabetçi Sermaye: Rekabetçi sermaye kavramının temel ilgi alanını rakiplerin hareket tarzları ve davranış biçimleri oluşturmaktadır. Rakiplerin stratejileri, faaliyet alanları, pazarlama konusunda gösterdikleri çabalar v.b. konular bu kavram dahilinde detaylı bir biçimde incelenmekte ve işletme yöneticilerinin rakip işletme yöneticileri gibi düşünmeleri sağlanmaktadır. Bu yönde elde edilecek bilgilerin işletme yöneticileri tarafından kapsamlı bir biçimde analiz edilmesi ve değerlendirilmesi sonucunda işletmenin verimliliğine olumlu katkılar sağlanabilmektedir.
Entelektüel Sermayeyi Ölçme Yöntemleri
Entelektüel sermaye, işletmeler için rekabet edebilmenin ve piyasada var olmanın bir önkoşulu haline gelmiştir. Bu derecede önemli olan varlıkların bilançoda görünmeyen unsurlardan oluşmaları sebebiyle görünmeyen bu varlıkların ölçülmeleri ve değerlendirilmeleri gerekmektedir.
Entelektüel sermayenin ölçülmesinin işletmeye sağlayacağı yararlar aşağıdaki gibi sıralanabilir (Önce, 1999:31).
• Yöneticiler, işletmelerinin entelektüel varlıklarını görünür bir biçime dönüştürmeleri sonucunda kredi kurumlarına entelektüel varlıklarını teminat olarak gösterebilecekler ve bunun sonucunda da işletmelerinin borçlanma olanaklarını artıracaklardır. Söz konusu uygulama, özellikle teknoloji alanına yatırım yapan küçük işletmelerin risk sermayesi bulma olanaklarını artıracaktır.
• Halka açık olan ya da açılmayı düşünen işletmelerin entelektüel sermayelerini ve bunun gelecek dönemlerde yaratacağı muhtemel gelir potansiyelini göstermeleri işletmenin hisse senetlerinin fiyat performansını olumlu yönde etkileyecektir.
• Yüksek piyasa değerine sahip işletmeler satın alma, birleşme gibi özel finansal olaylarda bu yüksek değerin kaynağını yatırımcılara gösterebileceklerdir.
• Firmaların rakipleri karşısındaki durumlarının analiz edilerek üstün ve zayıf yönlerinin belirlenmesinde ve zayıf yönlerini geliştirici çabalara yönelinmesinde katkı sağlayacaktır.
Entelektüel sermayenin ölçümünde, entelektüel sermayenin bileşenlerine göre ölçülmesi ve işletme düzeyinde ölçülmesi olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır (Çelik ve Perçin, 2000:115). Ancak kredi kurumlarının, potansiyel yatırımcıların ve işletme ile çalışan tedarikçilerin, işletmeyi bir bütün olarak değerlendirmek istemeleri, entelektüel sermayenin işletme düzeyinde ölçülmesini gerekli kılmaktadır.
Entelektüel sermayenin işletme düzeyinde ölçülmesinde, piyasa değeri / defter değeri oranı, Tobin’in Q oranı ve maddi olmayan varlıkların değerinin hesaplanması şeklinde başlıca üç ölçme yöntemi ortaya konulmuştur. Bu ölçüm yöntemlerinin ortak noktasını hisse senedi piyasasında oluşan işletmeninin değerinin işletmenin bilançosunda yer alan işletme değeri ile kıyaslanarak belirlenmesi oluşturmaktadır.
Piyasa Değeri / Defter Değeri Oranı
Entelektüel sermayenin yaygın olarak kullanılan göstergesi piyasa değeri / defter değeri oranıdır. Bir işletmeninin özsermayesinin hisse senedi sayısına bölünmesi yoluyla hesaplanan defter değeri, firmanın tasfiye edilmesi durumunda bir hisse senedinin minimum değerini göstermektedir. Firmanın dolaşımdaki hisse senetlerinin belirli bir tarihte işlem gördüğü piyasa fiyatının aynı tarihteki defter değerine bölünmesi sonucunda piyasa değeri / defter değeri oranına ulaşılmakta ve işletmenin piyasa değerinin defter değerini aşan kısmı entelektüel sermaye olarak tanımlanmaktadır.
Bu yöntemin en önemli avantajını, oranın hesaplanması için gerekli olan verilerin elde edilmesinin, hesaplanmasının ve karşılaştırılmasının diğer yöntemlere göre daha kolay olması oluşturmaktadır. Ancak sözkonusu oranının kullanımında bazı sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Bunlar;
• Bu yöntemin hisse senetleri borsada işlem gören firmalara uygulanabilmesi,
• Hisse senedinin piyasa değeri, firma yönetiminin kontrolü dışında gelişen yasal düzenlemeler, arz koşulları, konjonktürel hareketler ve politik etkiler gibi faktörlere bağlı olarak sürekli değişme göstermesi,
• Genelde firmaların defter değerini olduğundan daha düşük göstermeleri,
• Piyasa değeri / defter değeri yönteminde varlıkların defter değerinin işletmenin seçtiği ve uygulamak zorunda olduğu muhasebe değerleme yöntemlerinden etkilenmesi olarak sıralanabilmektedir. Örneğin, işletmenin kullanımına olanak verilen amortisman yöntemleri işletmeninin karlılık durumunu doğrudan veya dolaylı olarak olumlu veya olumsuz yönde olarak etkileyebilmektedir (Çelik ve Perçin, 2000:115).
Tobin’in q Oranı
Tobin’in q Oranı, yatırım kararlarının tahmin edilmesi için kullanılan bir yöntem olup, işletmenin borç ve özkaynaklarının piyasa değerinin, işletmenin mevcut varlıklarının yerine koyma maliyetine oranlaması yolu ile hesaplanmaktadır. ( Sevil ve Şen, 2000:5).
Bu oran, işletmenin sahip olduğu entelektüel sermaye nedeniyle elde edebileceği kar potansiyelini ve rekabet üstünlüğünü ifade etmektedir. Bu yönteme göre, işletmenin varlıklarının yerine koyma maliyeti, işletmenin piyasa değerinden düşük ise ya da bir başka ifade ile "q" değeri 1’den büyük ise işletme benzer işletmelere göre daha fazla kar sağlıyor demektir. Teknoloji ve insan sermayesi varlıklarına bağlı olarak ortaya çıkan yüksek bir "q "değeri işletmenin bu varlıklardan daha fazla edinilebileceğini göstermektedir. Piyasa değeri / defter değeri yöntemi için yapılan tüm eleştiriler "q" oranı için de geçerlidir.
Tobin’in "q" oranı gibi entelektüel sermayenin işletme bazında ölçülmesini sağlayan yöntemler, işletmenin yarattığı her bir entelektüel sermaye bileşeninin ayrı ayrı ölçülmesi için uygun olmamaktadır.
Maddi Olmayan Varlıkların Değerinin Hesaplanması
Bu yöntem, işletmenin maddi olmayan varlıklarının gerçeğe uygun değerlerinin hesaplanması için geliştirilmiştir. Maddi olmayan varlıkların değerinin hesaplanması maddi varlıkların getirisinin fazla kısmını hesaplamakta ve bulunan bu tutar, maddi olmayan varlıkların getiri payının belirlenmesinde kullanılmaktadır. Bu yöntemdeki ana unsur, geçmişteki kazançların özü ve gelecekteki kazançlar veya potansiyel bir büyümenin toplamı olarak bir firmanın performansı olarak tanımlanmaktadır (Şamiloğlu, 2002).
Maddi olmayan varlıkların değerinin hesaplanmasında kullanılan bu yöntemin adımları aşağıdaki gibi sıralanabilir.
• Üç yıl için ortalama vergi öncesi karın hesaplanması,
• Dönemsonu bilançolarından ortalama maddi varlık değerlerinin alınarak, üç yılın ortalamasının hesaplanması,
• Kar ortalamasının maddi duran varlıklar ortalamasına bölünerek maddi varlıkların getirisinin hesaplanması,
• Sözkonusu üç yıl için maddi varlıklarının getiri oranının hesaplanması. (Bu oran sektör ortalamasının altında ise bu yöntem kullanılamaz)
ENTELEKTÜEL SERMAYE VE FİRMA DEĞERİ
Değer ve Değere Dayalı Yönetim
Bilinen en iyi performans ölçüm sistemi olması ve hissedar amacının firma değerini maksimize etmek olması sebebiyle değer, şirket ortaklarının ve organizasyonların ilgisini çeken, değişik anlamları içeren göreceli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır (Copeland, 2001:22). Değer, herhangi bir nesnenin sağladığı toplam fayda, kullanım değeri, bir varlığın başka birisine verildiğinde karşılığında alınabilecek nesne miktarı olarak tanımlanabilmektedir (Şamiloğlu, a.g.e:43). Değerleme ise, işletmenin varlıklarını meydana getiren aktif ve pasif kalemlerin belirli bir tarihteki değerlerinin para birimi ile ifade edilmesidir. Firma değerlemesi de, sözkonusu firmaya ait kazançların, nakit akışlarının ve temettülerin geleceğe projekte edilerek bugünkü değere iskonto edilmesi yolu ile yapılmaktadır.
Bir organizasyonun değeri sadece maddi duran varlıkların değerinden oluşmamaktadır. Maddi duran varlıkların yanı sıra, maddi olmayan varlıklar da firma değerlemesinde değer yaratıcı unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple, bir organizasyonun değeri fiziksel varlıklarının değerinden genelde daha büyük olmakta olup, son dönemdeki çalışmalar da piyasa değeri ile defter değeri arasındaki farkı açıklamak üzerine yoğunlaşmaktadır. Bugün isletmelerin gerçek varlıklarını çalışanların beyin gücü, bilgi yönetimi, bilgi sermayesi, mesleki zeka ve öğrenen organizasyonlar olarak bilinen entelektüel sermaye oluşturmaktadır (Birkner, 2000:49).
Brookings Institute tarafından yayınlanan Dr. Margaret Blair’in raporuna göre; 1978 yılında değer kavramı %80 maddi varlıklar, %20 de maddi olmayan varlıklarla ilişkilendirilmekteydi. 1988’e kadar geçen 10 yıllık süre içerisinde değer kavramı organizasyonlar tarafından daha farklı olarak algılanmaya başlanmış ve bu süreçte değer kavramının %45’i maddi varlılarla ilişkilendirilirken, %55’i de maddi olmayan varlıklarla ilişkilendirilmiştir. 1988-1998 arası dönemde ise tam anlamıyla bir dönüşüm yaşanmış, firmanın değerinin sadece %30’u maddi varlıklarla ilişkilendirilmiştir (Sullivan, 2000:111).
Bu dönemde, firmanın felsefesinin merkezine hissedarlara değer yaratmayı koyan, hissedar değeri maksimizasyonu amacına göre firmanın stratejisini, yapısını ve yöntemlerini belirleyen, performansın izlenmesinde hangi ölçülerin kullanılacağını ve yöneticilerin ne şekilde ödüllendirileceğini belirten değere dayalı yönetim ortaya çıkmıştır. Değere dayalı yönetim, değer yaratma zekası ile bu zekayı uygulamaya dönüştürmek için gerekli olan süreçlerin ve sistemlerin yönetimi arasındaki bütünleşme olarak tanımlanmaktadır (Koller,1994:87). Sözkonusu yaklaşım, yöneticileri hissedarlar gibi düşünmeye ve hareket etmeye cesaretlendirmekte olup, geleneksel yönetim davranış ve alışkanlıklarını değiştirerek organizasyon içerisinde değer kültürü yaratarak onları bu hedefe yönlendirmektedir (Ercan, 2001).
Firma değerini artırmayı esas alan yönetim biçiminin firma değerini etkileyen unsurları da belirlemesi gerekmektedir. İşletmelerde bulunan fiziksel varlıkların yanı sıra, bilgiye dayalı olarak ortaya çıkan maddi olmayan varlıklar da, rekabet avantajlarına sahip olabilmek ve bu avantajlardan maksimum derecede faydalanabilmek için gerekli olan en temel unsurların başında gelmektedir. Maddi olmayan varlıkların mobilitesinin, yani kullanım kabiliyetlerinin maddi varlıklara oranla yüksek olması bu varlıkların önemini artıran bir unsur olmaktadır. Bu sebeple işletmelerde bilançoyu önemli derecede etkileyen, fakat bilanço yapısında görülmeyen varlıklara yönelik yatırımların oranı da giderek artmaktadır (Thaker, 2001:67).
Firma değerindeki bu değişim, maddi varlıklardan maddi olmayan varlıklara doğru olan bir gelişmenin sonucunda sanayileşmiş batı ülkelerinde ve ABD’de ortaya çıkmıştır. Bu gelişmenin tüm dünyada devam edeceği, yeniliğin ve bilginin değerinin artacağı tahmin edilmektedir. Firma değerinin büyük ölçüde maddi olmayan varlıklara kaymasındaki önemli faktörler arasında yasal yapıdaki değişmeler, internet ve bilgi teknolojisindeki gelişmelerin etkileri ve entelektüel sermayenin kaldıraç etkisi sayılabilir (Sullivan, 2000:112).
• Yasal Yapıdaki Değişmeler: Bu gelişmedeki en önemli etkilerden birisini patentlerin değer üzerindeki olumlu etkisi oluşturmaktadır. Mahkemeler, şirketlerin maddi olmayan varlıklarının en önemli unsurlarından birisi olan patentleri ve patent sahiplerini korur yönde verdikleri kararlarla, patent ve firma sahiplerinin entelektüel zenginliğini artırmışlardır.
• İnternet ve Bilgi Teknolojisinin Etkisi: İnternetteki hızlı gelişime paralel olarak bilgi teknolojisinin kapasitesinin üstel biçimde artması, endüstriyel dünyayı yeni ekonomi paradigmasına yönlendirmiştir. Sanayi çağında değerin kaynağını maddi varlıklar oluştururken bilgi çağında daha çok maddi olmayan varlıklar oluşturmaktadır. Endüstriyel paradigmada firmalar kıtlık ekonomisinin doktrinleri altında çalışmaktaydırlar. Eğer bir şirket altın ve benzeri değerli varlıklara sahip ise, altın kıt olduğu sürece o firma için bir değer oluşturmaktaydı. Oysa, bilgi çağındaki unsurlar çok farklıdır. Bilgi, maddi varlılardan farklı olarak kendisine sahip olan kişi ve kuruluşların sayısı arttıkça değer kazanmaktadır. Bu paradigma, bilginin fazla üretildiğinde değerinin de o oranda artacağını belirtmektedir. Bolluk ekonomisinde firmalar, daha önceden belirli bir ücret talep ederek sundukları ürünleri veya hizmetleri ücretsiz olarak sunmaktadırlar. Ücretsiz olarak sunulan bu ürün ve hizmetlerin yerini değeri daha yüksek olan ürün ve hizmet gurupları almakta olup, böylece firmanın değeri de artmaktadır.
• Entelektüel Sermayenin Kaldıraç Etkisi: Entelektüel sermaye, firmanın karlılığı üzerinde kaldıraç etkisi yaratabilmektedir. Entelektüel sermaye, firmaların yeni ürünler ve hizmetler ortaya koymasına, yeni iş süreçleri ve yeni organizasyonel yapılar oluşturmasına olanak sağlamaktadır. Entelektüel sermayenin kaldıraç etkisine ilişkin önemli bir örneği Boston Üniversitesinden Prof. Stanley Davis’in "Gelecek Mükemmel Olacak" isimli kitabı oluşturmaktadır. Bu kitapta şirketlerin başarıya ulaşmaları için ürettikleri ürünlerde bilgiye daha çok yer vermeleri gerektiği ifade edilmektedir. Bunun anlamı, aynı ürünlerin daha çok bilgi ile donatılmaları gerektiğidir. Geçen birkaç yıllık süre bizlere Prof Davis’in tahminlerinin doğruluğunu göstermiştir. Konu ile ilgili olarak otomobil örneği göz önüne alındığında 20 yüzyılın sonunda otomobil endüstrisi bilgisayar çiplerinin önemli kullanım alanlarından birisi olmuştur. Bilgisayarlar, motoru daha etkin çalıştırmada, vites sistemleri geliştirmede, araç telefonlarını ve araçların yön tayininde kullanıdıkları küresel pozisyon belirleme sisteminde de (GPS) kullanılmaktadır. Sonuçta bilgisayarlar otomobil camlarındaki sileceklerinin otomatik olarak çalışmasından, farların otomatik yanıp sönmesine kadar farklı birçok alanda kullanılmaktadır. Bu süreçte otomobiller önemli ölçüde büyümemiş ya da küçülmemişlerdir. Ancak, son 10 yılda otomobillerin içerdiği bilgi dikkate değer ölçüde artış göstermiştir.
Diğer ürünlerde de değerin önemli bir bölümünü bilgi ve maddi olmayan değerler oluşturmaktadır. Telefonların, bilgisayarların, elektronik ev aletlerinin, çocukların oyuncaklarının ve kredi kartlarının içine çipler yerleştirilmiştir. Günümüzde bütün ürün veya hizmetler, entelektüel sermaye vasıtasıyla yaratılan yenilikler sonucunda kullanım alanlarını giderek genişletmişlerdir.
Entelektüel Sermaye İle Firma Değeri Arasındaki İlişki
İşletmelerin bilançolarında görülen fiziksel varlıklarının yanı sıra, bilgiye dayalı olarak ortaya çıkan maddi olmayan varlıkları da, firma değerlemesinde somut varlıklar kadar önem taşır hale gelmiştir. Maddi olmayan varlıkların mobilitesinin, maddi varlıklara oranla yüksek olması bu varlıkların önemini artıran bir unsur olmuş, şirketlerin piyasa değerinin belirlenmesinde maddi olmayan varlıkların paylarında meydana gelen artış, son dönemlerde daha da hızlanmış ve bu sebeple de firma değerlemesi süreci daha karmaşık hale gelmiştir.
Dünyada finansın duyarlı kitlesini oluşturan topluluklar hisse senedi fiyatı üzerine odaklanmış olup, son dönemlerde hisse senedi fiyatlarıyla entelektüel sermaye arasındaki ilişkiyi tanımlamaya çalışmaktadırlar. Günümüzde dünyadaki hisse senedi piyasaları bir bilgi şirketinin değerinin büyük ölçüde iki önemli unsura yönelik piyasa beklentileri ve inançları çerçevesinde şekillendiğine inanmaktadırlar. Bunlar; firmanın sahip olduğu entelektüel sermayenin miktarı ve firmanın bu entelektüel sermayeyi piyasada kaldıraç etkisi yaratmak amacıyla kullanabilme yeteneğidir. Kaldıraç faktörü, firmanın işletme ve pazarlama stratejileri arasından ticarileştirilebilecek olan yenilikleri seçme ve bunları nakde dönüştürme gücü olduğunu ifade etmektedir.
Entelektüel sermayeyi değerleme yaklaşımı geleneksel muhasebe yaklaşımından oldukça farklıdır. Muhasebe değerleme yaklaşımında maddi varlıklar ve işleme dayalı fiyatlar vardır. Entelektüel sermaye yaklaşımında ise değerin, yenilikler ve tamamlayıcı işletme varlıklarından oluşan iki kaynağı bulunmaktadır. Tamamlayıcı varlıklar firmanın yapısal sermayesinin özel bir ifade biçimidir. Sözkonusu varlılar; ticari hizmetleri, dağıtım kanallarını, müşteri kanalları ve ilişkilerini, satıcı listelerini tamamlayıcı teknolojileri, ticari organizasyonları ve organizasyon gücünü kapsamaktadır (Sullivan, 2000:232).
Genel olarak muhasebe yaklaşımında varlıklar doğrudan değerlendirilirken, entelektüel sermaye yaklaşımında yenilikler ve tamamlayıcı işlemler direkt olarak değerlendirilememektedirler. Ancak, bir bilgi şirketini değerlemede entelektüel sermaye yaklaşımı, işletme varlıkları yaklaşımına göre daha doğru sonuçlar ortaya koymaktadır. Entelektüel sermaye yaklaşımı ile değerlemede, bir bilgi firmasının entelektüel sermayesi, firmanın değerinin en önemli kaynaklarından birisini oluşturmaktadır Şirketler için değer oldukça geniş bir kavram olup, şirketin maddi varlıklarının değeri firmanın gerçek değerinin ciddi biçimde altında olabilmektedir. Bilgi şirketlerinin değerine bu noktadan bakabilmek için iki yol bulunmaktadır. Halka açık bir bilgi şirketinin hisse senetleri vasıtasıyla borsada firmanın cari piyasa değeri belirlenmektedir. Bu değer kimi zaman piyasa kapitalizasyon oranı olarak da adlandırılmaktadır. Piyasa kapitalizasyonu olarak adlandırılan bu değer, piyasayı iki açıdan ele almaktadır. Birincisinde değer kavramı, firmanın bilançosunda yer alan sabit varlıkların değerine işaret ederken, ikincisinde değer kavramı içerisine şirketinin sahip olduğu entelektüel sermaye miktarı ve bu entelektüel sermayenin yarattığı kaldıraç etkisi de dikkate alınmaktadır. Burada firmanın sahip olduğu maddi varlıklar entelektüel sermaye karmasının unsurlarından olan yapısal sermaye içerisinde yer almaktadır. Entelektüel sermaye bağlamında ki değer ise, firmanın yaratacağı yeniliklerden elde edilecek gelirlerle ifade edilmektedir. Bu durumda bir hisse senedinin piyasa fiyatı aşağıdaki biçimde tespit edilebilmektedir (Sullivan, 2000:119-120).
Bu denklem basit bir ifade ile bir firmanın maddi duran varlıklarının değeri ile işletmenin gelecekte elde etmeyi beklediği nakit akışlarının toplamı olarak ifade edilmektedir.
Aynı ilişkiyi entelektüel sermaye bağlamında ele alındığında denklem aşağıdaki biçimde oluşmaktadır
Bir firmanın değerini, firmanın sahip olduğu maddi varlıkların değeri ile sahip olduğu entelektüel sermayenin değerinin toplamı olarak ele almak yanlış olabilmektedir. Çünkü bir bilgi firmasının değeri, o firmanın maddi varlıklarının değeri ile entelektüel sermayesi tarafından yaratılan nakit akışlarının indirgenmiş değerinin toplamına eşit olmaktadır. Entelektüel sermayeye dayalı işletmelerde entelektüel sermaye, nakit akışları yaratmada kullanılan yenilikleri oluşturmakta ve onları nakde dönüştürerek nakit akışlarının kaynağı olmaktadır.
Firmanın yaratmış olduğu yeniliklerinden kaynaklanan nakit akışları bilgi şirketlerinin nakite dayalı önemli değer unsurlarından birisi olmaktadır. Bilgi şirketlerinde firmanın değeri, buldukları yeniliklerden kaynaklanan nakit akışlarından oluşmaktadır. Firmanın entelektüel sermayesindeki yeniliklere ilaveten yeni bir değer unsurunu da birbirlerini tamamlayıcı işletme varlıkları oluşturmaktadır. Tamamlayıcı işletme varlıkları, ekonomistler tarafından firmanın yapısal sermayesinden farklı olarak ele alınmakta olup, bu varlıklar bilgi işletmelerinin diğer bir kar kaynağını oluşturmaktadır.
Tamamlayıcı işletme varlıklarından gelir elde eden firmaların fiziksel varlıları da genellikle yüksek miktarlardadır. Bu firmaların elde ettikleri nakit akışları birbirlerini tamamlayan işletme varlıkları ile firmanın entelektüel sermayesinden kaynaklanan yenilikler sonucunda meydana gelmektedir. Bir bilgi firmasının bunlar dışındaki bir diğer bileşeni de yapısal sermayesidir. Buna karşın teoride bu varlıklar bilgi işletmeleri açısından değer kaynağı olarak görülmeseler de değer yaratma bağlamında etkileri büyüktür.
Firmanın gelirlerini tahmin etmede kullanılan formüle bu üç unsur yani; firmanın yeniliklerinden ya da entelektüel sermayesinden kaynaklanan kazançlara bağlı olan karlar, firmanın tamamlayıcı varlıklarından kaynaklanan karlar ve son olarak da firmanın yapısal sermayesinden kaynaklanan kazançlar dahil edilmelidir (Sullivan, 2000:122).
Bu formül hakkında birbirinden farklı yorumlar yapılabilir. Firmanın maddi varlıkları ele alınıp formüle edildiğinde değerin iki katı biçiminde alındığı şeklinde yorumlanabilmektedir. Bilgi firmalarının çoğunda maddi duran varlıkların firma değerinin küçük bir kısmını oluşturdukları düşünülmektedir. Bu sebeple bazı firmalarca bu denkliğe maddi duran varlıkların ilave edilmesi de genellikle firma değerini çok fazla etkilememektedir. Firma değerinin büyük kısmını maddi duran varlıkların oluşturduğu firmalarda ise, bu varlıklardan kaynaklanmayan kazançlar konusunda daha dikkatli olunmalıdır.
Konuyla ilgili olarak yapılan ikinci yorum, hisse senetlerinin fiyatını ve entelektüel sermayeden kaynaklanan gelir unsurlarının olumlu yönde etkilemek isteyen firmalar yatırımcılara ve finansal analistlere daha fazla önem vermelidirler. Çünkü bu unsurlar değer yaratma da temel taşları oluşturmaktadırlar.
Üçüncü bir yorum da, değer yaratma kaynağı olarak yapısal sermayesinden kaynaklanan kazançları girmiyorsa hisse senedi piyasası bu firmayı bir bilgi şirketi olarak görmediğinin farkına varmaktadır. Gerçekten de hisse senedi piyasası kazançlarını genel varlılarından sağlayan firmaları bilgi şirketi olarak görülmemektedir.
SONUÇ
Bilgi çağını hızla yaşamakta olduğumuz günümüzde her alanda etkisini gösteren değişim ve gelişim süreci firma değerlemesi sürecini de etkilemiştir. Geleneksel firma değerlemesi büyük ölçüde işletmenin maddi duran varlıklarına dayanmakta olup, maddi olmayan varlıklar ise genelde değerlemeye dahil edilmemektedirler. Günümüzde firmanın piyasa değerinin belirlenmesinde en önemli varlıkları entelektüel sermaye oluşturmaktadır. Bugün birçok firmanın piyasa değerinin defter değerinden yüksek olması da bunun bir göstergesi olmaktadır.
KAYNAKÇA
BIRKNER L. R., "Knowledge Capital Measures and EH&S", Occupational Hazards, Cleveland, 2000.
BROOKING, A., Intellectual Capital, International Thomson Busıness Press, London, 2000.
BÜYÜKOZAN, Gülçin., "Entelektüel Sermaye Yönetimi", KalDer Forum Dergisi, Nisan-Mayıs-Haziran 2002.
COPELAND Tom ve Diğerleri, Valuation, John Wiley & Sons Press, New York, 2000.
ÇELİK, A. E., S.PERÇİN., "Entelektüel Sermayenin İşletme Bazında Ölçülmesi ve Değerlendirilmesi", Muhasebe ve Denetime Bakış, Sayı: 2, Ekim, 2000.
EDVINSSON, L., "Some Perspectives on Intangibles and Intellectual Capital", Journal of Intellectual Capital Vol: 1 No: 1, MCB University Press, 2000.
ERCAN, Metin. K., "Değere Dayalı Yönetim", VI. Finans Eğitim Sempozyumuna Sunulan Tebliğ, Bandırma, 2001.
ERCAN, M. K., A. Üreten., Firma Değerinin Tespiti ve Yönetimi, Gazi Kitabevi, Ankara, 2000.
KOLLER, T., "What Is Value Based Management", The Mc Kinsey quarterly, Number:3 New York, 1994.
LYNN, Bernadette., "Intellectual Capital", The Management Accounting Magazine, Vol.72 No:1, 1998.
NONAKA I., H. TAKEUCHİ., The Knowledge-Creating Company: How Japanease Companies Create the Dynamics of Innovation, Oxford University Press, New York-1995.
ÖNCE, Saime., Muhasebe Bakış Açısı ile Entelektüel Sermaye, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir-1999.
SEVİL, G., M. ŞEN., "Hisse Senetlerinin Piyasa Değeri ve Finansal Kararlar Arasındaki İlişkilerin Tobin-q Oranı ile Belirlenmesine Yönelik Bir Uygulama", İktisat, İşletme ve Finans Dergisi, Mart 2000.
STEWART, Thomas., Entellektüel Sermaye, Çev., Nurettin Elhüseyni, BZD Yayıncılık, İstanbul –1997.
SULLİVAN, Patrick H., Value –Driven Intellectual Capital, John Wiley & Sons Press, New York, 2000.
ŞAMİLOĞLU, Famil., Entelektüel Sermaye, Gazi Kitabevi., Ankara, 2002.
THAKER, Keyur., "Financial Management Analysis of Knowledge Capital and Earning with Reference to Selected Companies in Indıa", Journal of Financial Management and Analysis, January, 2001.
WILLIAMS, S. M., "Is Intellectual Capital Performance and Dısclosure Practices Related?" Journal of Intellectual Capital Vol: 2 No: 3, MCB University Press, 2001.